orman arazilerinin 49 yıllığına kiralanması
Bu arada 2/B arazilerinin satışında uzatılan başvuru vc ödeme süreleri 30 Kasım’da sona eriyor. Bu düzenlemeden, 2/B arazilerine süresi içinde başvurmayan yaklaşık 63 bin kişi, bedeli süresi içinde ödemeyen yaklaşık 52 bin kişi, ikiden fazla taksitini vadesinde ödemeyen yaklaşık 11 bin kişi olmak üzere, yaklaşık 126 bin kişinin yararlanması bekleniyor.
Datça yarımadasında bozuk orman arazilerinin şahıslara ağaclandırma şartı ile kiralanması sözkonusu. Bu Türkiye’nin başka bölgelerinde de yapılıyor. Ancak görünen o ki bu tip arazilerin ağaçlandırılış biçimi için belirlenen şartlar buradaki ekosistemleri iyilestirmeye değil onları tamamen çökertmeye neden olacak.
Ayrıca Orman Arazilerinin yangına karşı daha korunaklı hale getirmek. Dünyayayı gıda ürünleriyle kendimize bağımlı hale getirmek. 2 Bu projeyle hem orman arazileri korunacak ve devamlılığı sağlanacak hem de Odun üretilen bu arazilerden ekonomik değeri daha yüksek olan ürünlerin üretilmesi sağlanacaktır.
Orman Arazisi Kiralamak Mümkün mü? Orman Arazisinin 49 Yıllığına Kiralanması Mümkün mü? Tüm bu soruların cevaplarını Turk Emlak Haber Ajansı araştırdı.
Ülkenin en değerli kıyılarıyla yaylalarında bulunan Hazine arazilerinin 49 yıllığına tahsisi için sadece 1 aylık süre verilmesi, ‘adrese teslim’ kuşkularına yol açtı. Başta Bodrum, Çeşme, Kemer, Alanya olmak üzere Türkiye'nin en değerli turizm bölgelerinde bulunan Hazine arsalarının turizmcilere 49 yıllığına
Comment Faire Des Rencontres Gratuites Sur Internet. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Toplu Konut İdaresi TOKİ Başkanlığınca, Ankara Büyükşehir Metropol üç yıllığına kiralama ihalesini kazandığı Atatürk Orman Çiftliği AOÇ arazilerinin İdare ile ilgisinin olmadığı sosyal medya hesabından, basın-yayın organları ile sosyal medyada yer alan bazı haber ve paylaşımlara ilişkin açıklama 17 Eylül'de yapılan AOÇ arazilerinin tarımsal üretim alanı olarak kiralanması ihalesinin Ankara Büyükşehir Metropol tarafından kazanıldığı belirtilerek şunlar kaydedildi "Yayımlanan haberlerde ve paylaşılan tweetlerde bahsi geçen arazilerin İdaremiz ile hiçbir ilgisi yoktur. Ayrıca, İdaremiz tarafından söz konusu araziler ile ilgili kiralama ihalesi yapılmamıştır. Sorumlu yayıncılık ilkeleri göz ardı edilerek, hiçbir araştırma yapılmadan ve İdaremizden bilgi almaya gerek duyulmadan yapılan haberler ve paylaşılan tweetler İdaremizi karalama ve TOKİ'nin kamuoyundaki olumlu algısını zedeleme amaçlıdır. Kamuoyunun, bu tür asılsız haberlere itibar etmemeleri önemle duyurulur." Batı Antalya Kalkınma Ajansı Mustafa Kemal Atatürk Ankara konut Güncel Haberler
Orman arazisi kiralanabilir mi? Ormanların karbondioksit tüketerek ve oksijen üreterek havayı temizleme, erozyonu önleme, yağışları düzenleme ve artırma, yeraltı sularını düzenleme gibi insan sağlığı ve çevre açısından pek çok önemli faydalı olduğu konusunda fikir birliği mevcuttur. Ancak bütün bu faydalarına rağmen orman varlığımız sürekli tahrip edilmekte ve giderek Arazisi Kiralamak Mümkün mü? Orman Arazisinin 49 Yıllığına Kiralanması Mümkün mü?Ormanların kamu malı olduğu konusunda fikir birliği mevcuttur. Bu nedenle ormanlar kamu mallarının taşıdıkları genel özellikleri taşırlar. Bu özelliklerden bir tanesi irtifak hakları ile ilgilidir. Bilindiği üzere kamu malları üzerinde kanunen izin verilmedikçe irtifak hakkı tesisi mümkün değildir. Çünkü kamu malları -Devletin özel mülkiyetindeki taşınmazlardan farklı olarak- medeni hukuk işlemlerine konu edilemez. Bu bağlamda ormanlar üzerinde de kanunen izin verilmedikçe irtifak hakkı tesis edilemeyeceği nedenle ormanlarda sadece kültür ve turizm koruma ve gelişme bölgelerinde turizm yatırımlarına izin verilmektedir. 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamında kalan kültür ve turizm koruma ve gelişme bölgeleri dışında turizm irtifakı sayılı Kanun’un 8. maddesi, 2008 yılında çıkarılan 5761 sayılı “Turizmi Teşvik Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” ile yeniden düzenlenmiştir. Buna göre kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgeleri ve turizm merkezlerinde Bakanlığın talebi üzerine, imar planları yapılmış ve turizme ayrılmış yerlerdeki taşınmaz mallardan Hazineye ait olan yerler Maliye Bakanlığınca, Kültür ve Turizm Bakanlığına tahsis edilir. Hazine mülkiyetinde yeterli alanın bulunmadığı durumlarda orman alanlarının turizm yatırımlarına tahsis edilebilmesi mümkündür. Hazine mülkiyetinde yeterli alanın bulunmadığı durumlar; mevki, konum, büyüklük, denizle bağlantısı, denize uzaklığı ve tahsis amacına uygun olup olmadığı bakımlarından Hazine mülkiyetinde yeterli alanın bulunmaması durumunu ifade eder. Yeterli alan yok ise, 6831 sayılı Orman Kanunu’na göre orman sayılan yerlerde turizm amaçlı irtifak hakkı Arazisinin Turizm Amaçlı 49 Yıllığına Kiralanması ŞartlarıOrman arazileri, yeterli alan yok ise turizm amaçlı olarak kiralanabilmektedir. Ancak bunun için;a Sağlık turizmine yönelik fizik tedavi tesisi veya rehabilitasyon merkezi tesislerini kapsayan konaklamalı tesisler yapılabilmesi için iklimsel ve çevresel zorunluluk bulunması,b Termal turizmine yönelik jeotermal kaynakların bu orman alanında bulunması,c Bu orman alanının, kış turizmi kapsamında uygun yapı ve tesislerin yapılabileceği yeterli pist uzunluğunu ve gerekli rakımı sağlaması,d Bu orman alanının, eko-turizm kapsamında yer alan yayla turizmi, kırsal turizm ve benzeri turizm türlerine yönelik tesislerin yer alabileceği çevresel ve sosyal anlamda imkan sağlanması,e Bu orman alanının, golf turizmine yönelik olarak uygun iklim yapısı ve topografik özellikler dikkate alınarak uluslararası standartlara uygun tesisler gerçekleştirilmesine imkan sağlaması,f Bu orman alanının, kıyıların coğrafi ve fiziksel yapısı nedeniyle kumsallardan, doğal manzaradan, çevresel zenginlikten, biyolojik çeşitlilikten yararlanma bakımından alt yapı ve üst yapı tesisi konusunda kolaylık sağlaması,g Bu orman alanının, kruvaziyer ve yat gibi deniz turizmine yönelik olarak kıyıdan başka bir yerde gerçekleştirilmesi mümkün olmayan yatırımlar için zorunlu olması,h Uluslararası yarışmaların yapılabileceği turizm amaçlı spor tesisleri yapılabilmesi için uygun iklim yapısı veya coğrafi özellikler sağlayan alanlardan olması turizm yatırımlarına tahsis edilecek orman sayılan yerlerde;a Turizme tahsis edilecek alan, il genelindeki toplam orman sayılan yerlerin binde 5’ini Yapılaşmaya esas inşaat hakkı, emsal E Turizm yatırımı için tahsis edilen orman alanının üç katı kadar alanın ağaçlandırma bedeli ve ağaçlandırılan bu alanın üç yıllık bakım bedeli, yatırımcı tarafından Orman Genel Müdürlüğü hesabına, doğrudan belirtilen ağaçlandırma ve bakım işlerinde kullanılmak şartıyla gelir olarak kaydedilir ve kaydedilen tutar karşılığı ödenek öngörülür. Belirtilen bedelin yatırılmadığının tespiti halinde, yatırımcıya turizm yatırımı veya işletmesi belgesi sayılı Kanun’un 8. maddesinin A fıkrasında tarihli ve 5761 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikler de dikkate alındığında aşağıdaki esaslar çerçevesinde orman arazilerinin turizm yatırımlarına tahsis edilebileceği anlaşılmaktadır1- Öncelikle, herhangi bir bölgedeki değil, Bakanlar Kurulu kararıyla kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgesi veya turizm merkezi olarak ilan edilmiş olan yerlerdeki orman arazilerinin tahsisi mümkün olabilecektir. Ayrıca tahsis edilecek yerin, imar planlarının yapılmış ve turizme ayrılmış olması 6831 sayılı Orman Kanunu’na göre orman sayılan yerlerden turizm yatırımları için tahsis yapılabilmesi Hazine mülkiyetinde yeterli alanın bulunmaması şartına bağlanmıştır. 8. maddeye göre orman alanları, ancak Hazine özel mülkiyetinde yeterince alan bulunmadığı takdirde turizm yatırımları için tahsis edilebilecektir. Bu düzenleme Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı ile uyum içindedir. Ormanlar da tapuda Hazine adına tescil edilmektedir. Ancak 2634 sayılı Kanun’un 8. maddesindeki bu ifadeyi Hazine’nin özel mülkiyetindeki alanlarla sınırlı olarak değerlendirmek Tüm ormanların değil, sadece madde metninde sayılan ihtiyaçlar için gerekli ormanların tahsisi öngörülmüştür. Orman alanlarının tahsis edileceği amaçlar madde metninde sayılarak her türlü turistik amaç için orman alanlarının tahsis edilmesinin önüne geçilmiştir. 8. maddenin A fıkrasının 1 numaralı bendinin a, b, c, d, e, f, g ve h alt bentlerinde hangi hallerde orman sayılan yerlerin turizm yatırımlarına tahsis edilebileceği gösterilmiştir. Bu alt bentlerde, “eko-turizm kapsamında yer alan yayla turizmi, kırsal turizm ve benzeri turizm türlerine yönelik tesislerin yer alabileceği çevresel ve sosyal anlamda imkan sağlayan”, “golf turizmine yönelik olarak uygun iklim yapısı ve topografik özellikler dikkate alınarak uluslararası standartlara uygun tesisler gerçekleştirilmesine imkan sağlayan”, “kıyıların coğrafi ve fiziksel yapısı nedeniyle kumsallardan, doğal manzaradan, çevresel zenginlikten, biyolojik çeşitlilikten yararlanma bakımından alt yapı ve üst yapı tesisi konusunda kolaylık sağlayan”, “kruvaziyer ve yat gibi deniz turizmine yönelik olarak kıyıdan başka bir yerde gerçekleştirilmesi mümkün olmayan”, “uluslararası yarışmaların yapılabileceği turizm amaçlı spor tesisleri yapılabilmesi için uygun iklim yapısı veya coğrafi özellikler sağlayan” ve orman sayılan yerlerin, talep üzerine, Orman ve Su İşleri Bakanlığınca Kültür ve Turizm Bakanlığı’na tahsis edileceği düzenlenmiştir. Böylece, yukarıdaki bentler kapsamında gerçekleştirilmek istenen bir turizm yatırımı için talep edilen alanın fiziki ve doğal durumu nedeniyle, söz konusu yatırımın başka yerde kurulamaması, yeterli rakım, iklimsel ve çevresel gereklilikler gibi zorunluluklar çerçevesinde orman arazisinin turizm yatırımlarına tahsis edilmesi Turizm yatırımlarına tahsis edilecek orman arazisinin, il genelindeki toplam orman sayılan yerlerin binde 5’ini geçemeyeceği kuralına yer Ayrıca turizme tahsis edilecek alanın, il genelindeki toplam orman sayılan yerlerin binde 5’ini ve yapılaşmaya esas inşaat hakkının, emsal E geçemeyeceği hüküm altına alınarak turizme tahsis edilecek orman alanları miktar yönünden de Turizm yatırımı için tahsis edilen orman alanının üç katı kadar alanın ağaçlandırma bedeli ve ağaçlandırılan bu alanın üç yıllık bakım bedelinin, yatırımcı tarafından Orman Genel Müdürlüğü hesabına, doğrudan belirtilen ağaçlandırma ve bakım işlerinde kullanılmak şartıyla gelir olarak kaydedileceği ve belirtilen bedelin yatırılmadığının tespiti halinde, yatırımcıya turizm yatırımı veya işletmesi belgesi verilmeyeceği hükme bağlanmıştır.
Türkiye'de son 1 yıldır kiralar kat kat katlandı. Daha bir yıl önce liraya zor kiralanan evlere 5-6 bin lira diyorlar şimdi. "İyi" denilebilecek semtlerdeki evler için 7-8 binden aşağı kira yok. İstanbul, Antalya gibi kentlerde ise iş iyice çığırından çıkmış durumda. Antalya'da Ukrayna'dan göçen insanların talepleriyle, diğer büyük kentlerde yine taleple katlanan kiralar, yüksek kiralarla verilen evlerden kirasını alamayan ev sahipleri, diğer büyük kentlerde akılları durduran yüksek kira haberleri son dönemin en önemli gündem maddesi. Çünkü arz yok, talep patlaması var. Pandemide konut üretilmedi. Türkiye'de yılda 800 bin yeni konut üretimine ihtiyaç varken, son bir yılda sektör hareketlense de yıllık en fazla 350 bine ulaştığı ifade ediliyor. Özellikle büyük kentlerde arsa problemi büyük olunca, yapılan konutta yüzde 60'a varan maliyet oluşturuyor ve orta gelir seviyesine uygun konut yapılamıyor. "Kira öder gibi ev sahibi olmak" deyimi yerini "Ev alır gibi kira ödemek" söylemine bıraktı maalesef. Çevre ve Şehircilik Bakanı’mız Murat Kurum, TOKİ tarafından 81 ilde sosyal konut yapılacağını, bunun orta ve dar gelirliler, yeni evlenenler, şehit aileleri ve gaziler öncelikli olmak üzere hiç evi olmayanlara, çok uygun şartlarla satılacağını söyledi. İhtiyaç ve kurallar belirlenecek, ayrıtılar bir-iki haftaya kadar Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanacak. Bir de kendi konutunu yapmak isteyenlere arsa satışı gündemde... Evet satışı... Hâlbuki kiralasak daha iyi değil mi? Evleri ya da konutları. Ülkemizde hazine arazilerinin 49 yıllığına kiralanması uygulaması var. Ne kadar eleştirilse de, yanlış yönleri bulunsa da Yap-İşlet-Devret sitemi ile, kamu ihaleleriyle ancak 20-30 yılda yapılacak altyapı yatırımlarını gerçekleştirdik. Aynı otomobil alırken kredi kullanmak gibi. "Bugün refahı krediyle satın aldık, bedelini yıllara bölerek ödüyoruz" gibi. Birçok ülke de bu başarıdan dolayı sistemi kendisine entegre etti. İşte bu sistemi konuta uygulasak? Yani yapsak, 49 yıllığına kiralasak, sonra bir daha kiralasak... Bunun bir benzeri İngiltere'de var. Bu ülkede ev almak istediğinizde 2 seçenek sunuluyor. Bunlar 'leasehold ve freehold' olarak adlandırılıyor. Leasehold sisteminde almak istediğiniz ev bahçeli, apartman dairesi olmuş, fark etmez. O evin arsasında hakkınız bulunmuyor. Bu seçeneği tercih ettiğinizde daha düşük bedellerle ev sahibi olabiliyorsunuz. Fakat bunda 99 yıla kadar sahiplik söz konusu. Siz aldığınızda 99 yılı varsa, 40 yıl kullandınız, satmak istediniz diyelim; evin yeni sahibi 59 yıllığına alacak o evi. İsterse belediyeye harç benzeri bir tutar yatırıp yine 99 yıla çıkarabilir sahiplik süresini. Aynı şekilde 29-30 yılı kalan evler de var. Bunlar daha ucuz ve bunda da yeni dönem satın alma hakkı var. Kullanma hakkını 50 yıl kadar uzatmak, 15-20 bin sterlin gibi bedelle üstelik. 99 yıllığına aldığınız evin kullanım süresini uzatmazsanız sürenin sonunda ev, ilk sahibine dönüyor. Freehold ise hem bina, hem de arsanın alana ait olduğu sistem. Bu sistemde fiyat yüzde 20-25 fark edebiliyor. El değiştirmeye kalktığınızda ise ikisinin de aynı oranda değer kazandığı görülüyor. Yani yatırım ya da kullanım için de alsanız herhangi bir kaybınız yok. Sadece daha az ödüyorsunuz, o kadar... Ülkemizde de bu sistemi uygulasak... Hatta sosyal konutlarda uzun süreli kiralama dönemini biraz kısa tutsak... Onu edinmek isteyen öğrencinin ailesi, çocuğuna ev tutacağına, bu evlerden alsa. O öğrenci okulunu bitirip iş dünyasına atıldığında evin kullanım hakkını isterse uzatsa, istemezse devretse... Sadece öğrenci için de değil... Bir kentte evi olan varlıklı bir insan düşünün. 49 yıllığına ev bulduğunda alır, canı istediğinde onun kalan hakkını satar. Bu sistem, miras davalarında bile yeni bir açılım getirebilir. Kavgaları bitiren, miras bırakacak kimsesi olmayan insanlar için de hatta. Canlar gidiyor oralarda biz ticaret mi düşünelim? Evet. Acı ama evet... Maalesef canlar gidiyor, insanlar yurtlarını terk etmek zorunda kalıyor, güçlü olan kendisinden zayıf olanı ezmenin fırsatını bulduğunda saldırıyor, istediğini alana kadar hem kendi halkını hem de saldırdığı ülkenin halkını perişan ediyor. Fakat öte yandan saldıran ülkenin de saldırıya maruz kalan ülkenin de geride kalan insanları var. Onların da gıdaya, giyime, konuta, yola ihtiyacı var ve bu ihtiyacın bir şekilde karşılanması gerekiyor; sen olmazsan öbürü tarafından. Geçtiğimiz gün İDMİB Başkanı Çetin Tecdelioğlu da Rusya'daki fırsatlardan bahsederken "Orada insanlar zarar görüyor ama" vurgusunu yapmadan geçmedi. Türk insanı böyle. Savaş nerede olursa olsun 'fırsat fırsattır' demiyor, demekten utanıyor ama dünyada savaşlar zaten ekonomi çevresinde dönmüyor mu? Yıllarca Irak'ın petrolü, yer altı zenginlikleri için dünyanın öbür tarafından ABD, diğer tarafından Avrupa ülkeleri koşuşturmadı mı bu bölgeye? Yıllardır şakalara bile konu olan "Demokrasi getiriyoruz" iddiasıyla hem de... Bugünlerde de Çin ile Tayvan arasında zaten var olan gerginlik tırmandı. Şimdi iş dünyası da bu bölgedeki fırsatlara odaklanmış durumda. Tabii yine zayıfların, suçsuz insanların zarar görmesinden duyduğu endişe eşliğinde...
Devletin orman arazilerini kolaylıkla kiralama yöntemi ile işletmek mümkün! orman arazisi kiralama Devlet arazisi kiralama 2021 yılında da gündem olmaya devam ediyor. Bu gibi orman arazisi kiralama şartları söz konusu olup, işletmecilerin orman arazisi kiralama yönetmeliğini incelemesi gerekmektedir. Devletin orman arazisi kiralama yöntemi bulunmakla beraber, işletme kuracak olan firma veya şahıslar bu ilanları takip ederek, orman arazisi kiralayabilir. 2021 orman arazisi kiralama kanunu yönetmeliği dahilinde güncel ilanları buradan öğrenebilirsiniz. İçindekiler1 Orman Arazisi Kiralama Yönetmeliği2 Devlet Arazisi Nasıl Kiralanır?3 Devlet Arazisi Kiralama Şartları 2021/2022 Orman Arazisi Kiralama Yönetmeliği Son zamanlarda köyden kente olan göçün bir hayli artış göstermesi tarım ve hayvancılığı bitme noktasına getirmiştir. Bu olay sonucunda devletimiz olaya el atmaya karar vererek, tarım ve hayvancılık yapmak isteyen kişilere destek olmaya başlamıştır. Bu desteklerden en önemlisi de yer temin ederek, üretime destek olma amacına yönelik olarak üretici ve çiftçilere gerek hibe gerekse de ekonomik yardım sunmakta. Yer temin etme konusunda ise devletten arazi kiralama yöntemi olup, çok ucuz fiyatlar dahilinde devletin arsalarını işletme karşılığında kiralayabilir ve gelir elde edebilirsiniz. Hayvancılık ile uğraşmak isteyen vatandaşlarda devlete ait olan arazileri sözleşme ile kiralayarak kullanmayı istemektedirler. Her türlü hayvancılık işi için mera kiralama isteyen vatandaşların istediği araziyi alabilmeleri için bazı şartları karşılamaları gerekmektedir. Devlet Arazisi Nasıl Kiralanır? Ülkemizde yer alan arazilerin önemli bir kısmı devlete aittir. Devletimiz ise boşta olan arazilerin kamuya yararlı bir şekilde kullanılabilmesi için bu arazileri kiralamaktadır. Kiralama işlemleri ile “Milli Emlak Genel Müdürlüğü Kira Dairesi Başkanlığı” ilgilenmektedir. Tarımsal ve hayvancılık amacıyla kullanılacak olan araziler; milli emlak genel tebliğ namesi, borçlar yasası, hazine taşınmazlarının idaresi yönetmeliği ve devlet ihale yasası mevzuatları ile düzenlenmektedir. Mera kiralama fiyatları yapacağınız işe ve kiralama süresine göre değişmektedir. Bir arazi kiralamaya karar verdiyseniz başvurularınızı Milli Emlak Daire Başkanlıklarına iletebilir veya Milli Emlak Genel Müdürlüğünün web sitesi olan üzerinden yapabilirsiniz. Devlet Arazisi Kiralama Şartları 2021/2022 Ülkemizde hayvancılığın daha fazla gelişim göstermesini isteyen devletimizi arazilerini kiralık mera şeklinde çiftçileri hayvancılığa teşvik etmektedir. Tabii ki bu kiralama işlemleri için de bazı şartlar vardır. Bu şartlar Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak, Üç yıldır aynı yerde ikamet ediyor olmak, Çiftçi/ hayvancı olmaktır. Bu şartları karşılayan vatandaşlar en yakın zamanda başvuru merkezlerine giderek konu hakkında detaylı bilgi alabilirler. Eğer besi çiftliği kurmak için bir araziye birden fazla kişi başvurursa arazinin verileceği kişi aşağıdaki kriterler ile öncelik sahibi olacaktır Toprağı olmayıp üç senedir işçilik yapanlar, Ailesinin ve kendisinin yeteri kadar toprağı olmayanlar. Bu gibi arazi kiralama işlemleri için yasal kısımlara dikkat edilmesi gerekmektedir. İşletmecilerin toprağı olmadığı halde bu gibi arazileri devletten kiralayarak, yıllık milyarlarca TL kazandığını belirtelim. Ayrıca arz talep edilen ürünlere odaklanarak bu tutarlar daha fazla olabiliyor.
Orman Vasfını kaybetmiş orman arazilerinin atışına ilişkin yasa maddesinin Anyasa Mahkemesince iptalne ilişkin karar. Bu iptalin Hükümetin eline milyarlarca doların geçmemesi için yapıldığı iddia ediliyor. Bu konunun tartışılması ve tüm fikirlerin ortaya konulması amacı ile. Saygılarımla. B- İlgili Yasa Kuralı 6831 sayılı “Orman Kanunu”nun ilgili görülen 3302 sayılı Yasa ile değişik 2. maddesinin B fıkrası şöyledir “B 31/12/1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş yerlerden; tarla, bağ, bahçe, meyvelik, zeytinlik, fındıklık, fıstıklık antep fıstığı, çam fıstığı gibi çeşitli tarım alanları veya otlak, kışlak, yaylak gibi hayvancılıkta kullanılmasında yarar olduğu tespit edilen araziler ile şehir, kasaba ve köy yapılarının toplu olarak bulunduğu yerleşim alanları, Orman sınırları dışına çıkartılır” C- Dayanılan Anayasa Kuralı Dayanılan Anayasa kuralı şöyledir “MADDE Ormanlar içinde veya bitişiğindeki köyler halkının kalkındırılması, ormanların ve bütünlüğünün korunması bakımlarından, ormanın gözetilmesi ve işletilmesinde Devletle bu halkın işbirliğini sağlayıcı tedbirlerle, tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tamamen kaybetmiş yerlerin değerlendirilmesi; bilim ve fen bakımından orman olarak muhafazasında yarar görülmeyen yerlerin tespiti ve orman sınırları dışına çıkartılması; orman içindeki köyler halkının kısmen veya tamamen bu yerlere yerleştirilmesi için Devlet eliyle anılan yerlerin ihya edilerek bu halkın yararlanmasına tahsisi kanunla düzenlenir. Devlet, bu halkın işletme araç ve gereçleriyle diğer girdilerinin sağlanmasını kolaylaştırıcı tedbirleri alır. Orman içinden nakledilen köyler halkına ait araziler, Devlet ormanı olarak derhal ağaçlandırılır.” D- İlgili Anayasa Kuralı İlgili görülen Anayasa kuralı şöyledir “MADDE Devlet, ormanların korunması ve sahalarının genişletilmesi için gerekli kanunları koyar ve tedbirleri alır. Yanan ormanların yerinde yeni orman yetiştirilir, bu yerlerde başka çeşit tarım ve hayvancılık yapılamaz. Bütün ormanların gözetimi Devlete aittir. Devlet ormanlarının mülkiyeti devrolunamaz. Devlet ormanları kanuna göre, Devletçe yönetilir ve işletilir. Bu ormanlar zamanaşımı ile mülk edinilemez ve kamu yararı dışında irtifak hakkına konu olamaz. Ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaade edilemez. Ormanların tahrip edilmesine yol açan siyasî propaganda yapılamaz; münhasıran orman suçları için genel ve özel af çıkarılamaz. Ormanları yakmak, ormanı yok etmek veya daraltmak amacıyla işlenen suçlar genel ve özel af kapsamına alınamaz. Orman olarak muhafazasında bilim ve fen bakımından hiçbir yarar görülmeyen, aksine tarım alanlarına dönüştürülmesinde kesin yarar olduğu tespit edilen yerler ile tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş olan tarla, bağ, meyvelik, zeytinlik gibi çeşitli tarım alanlarında veya hayvancılıkta kullanılmasında yarar olduğu tespit edilen araziler, şehir, kasaba ve köy yapılarının toplu olarak bulunduğu yerler dışında, orman sınırlarında daraltma yapılamaz.” III- İLK İNCELEME Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi uyarınca Mustafa BUMİN, Haşim KILIÇ, Samia AKBULUT, Yalçın ACARGÜN, Sacit ADALI, Ali HÜNER, Fulya KANTARCIOĞLU, Rüştü SÖNMEZ, Ertuğrul ERSOY, Ahmet AKYALÇIN ve Enis TUNGA’nın katılmalarıyla günü yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, yürürlüğü durdurma isteminin bu konudaki raporun hazırlanmasından sonra karara bağlanmasına oybirliğiyle karar verilmiştir. IV- ESASIN İNCELENMESİ Dava dilekçesi ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, iptali istenilen ve ilgili görülen yasa kuralları, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralı ile bunların gerekçeleri ve diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü 4706 sayılı “Hazineye Ait taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun”un itiraz konusu 3. maddesinde 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 3302 sayılı Yasa ile değişik 2. maddesinin B fıkrası gereğince, Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılan yerlerin, rayiç bedeli üzerinden; köylerde öncelikle kullanıcısı orman köylüsüne, Belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde ise kullanıcılarına doğrudan satılabileceği gibi aynı amaçla harca esas metrekare birim değeri üzerinden ilgili Belediyelere ve Arsa Ofisi Genel Müdürlüğü’ne de devredilebileceği belirtilmiştir. Bu düzenleme ile, orman sınırları dışına çıkartılan yerlerin satışı ve aynı amaçla da devri imkânı getirilmiştir. Dava dilekçesinde, orman niteliğini yitirdiği için orman sınırları dışına çıkartılan yerlerin yalnızca orman köyleri halkının nakli ve yerleştirilmesi amacıyla tahsis edilebileceği, bu yerlerin orman içindeki köyler halkına ya da bir başkasına satılamayacağı, buna rağmen itiraz konusu kuralla, orman niteliğini yitirdiği için orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin mülkiyetinin orman köylülerine ve diğer kullanıcı kişilere satılması ya da ilgili belediyeler ile Arsa Ofisi Genel Müdürlüğü’ne devredilmesi imkânının getirildiği, bunun ise Anayasa’nın 170. maddesine açıkça aykırılık oluşturduğu ileri sürülmüştür. 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 29. maddesine göre, Anayasa Mahkemesi, yasaların, kanun hükmünde kararnamelerin ve TBMM İçtüzüğü’nün Anayasa’ya aykırılığı konusunda ilgililer tarafından ileri sürülen gerekçelere dayanmak zorunda değildir. İstemle bağlı kalmak koşuluyla başka gerekçe ile de Anayasa’ya aykırılık kararı verebilir. Bu nedenle dava konusu kural, Anayasa’nın ilgili görülen 169. maddesi yönünden de incelenmiştir. Anayasa’nın 169. maddesinde, Devlet ormanlarının mülkiyetinin devrolunamayacağı, ormanların korunması ve alanlarının genişletilmesi için Devletçe gerekli yasal düzenlemelerin yapılacağı ve önlemlerin alınacağı, ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme izin verilemeyeceği, orman olarak muhafazasında bilim ve fen bakımından hiçbir yarar görülmeyen, aksine tarım alanlarına dönüştürülmesinde kesin yarar olduğu tespit edilen yerler ile tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş olan tarla, bağ, meyvelik, zeytinlik gibi çeşitli tarım alanlarında veya hayvancılıkta kullanılmasında yarar olduğu tespit edilen arazilerin, şehir, kasaba ve köy yapılarının toplu olarak bulunduğu yerler dışında orman sınırlarında daraltma yapılamayacağı ön görülerek hangi hallerde orman sınırlarında daraltma yapılabileceği belirtmiştir. Anayasa’nın, 170. maddesinde de, ormanlar içinde veya bitişiğindeki köyler halkının kalkındırılması, ormanların ve orman bütünlüğünün korunması bakımından, ormanın gözetilmesi ve işletilmesinde Devletle bu halkın işbirliği sağlayıcı tedbirlerin alınacağını, tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tamamen kaybetmiş yerlerin değerlendirilmesi, bilim ve fen bakımından orman olarak muhafazasında yarar görülmeyen yerlerin tesbiti ve orman sınırları dışına çıkartılması, orman içindeki köyler halkının kısmen veya tamamen bu yerlere yerleştirilmesi için Devlet eliyle anılan yerlerin ihya edilerek ancak bu halkın yararlanmasına tahsis edileceği hükme bağlanmıştır. Anayasa ile bu işlerin yapılması Devlete görev olarak yüklenmiş, ülke nüfusunun dörtte birine yakın bölümü olarak sağlıksız biçimde ve düşük sosyo-ekonomik yapı içinde yaşayan orman içi veya bitişiği köyler halkına, bilim ve fen bakımından orman olarak işletilmesinde hiçbir yarar görülmeyen yerlerin Devlet eliyle ihya edilerek yararlanılmak üzere tahsis edileceği açıklanmıştır. Bu nedenle, orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin yalnızca orman köyleri halkının nakli ve yerleştirilmesi amacıyla değerlendirilmesi olanaklıdır. Böylece, ormanların tahribi önlenerek ulusal ekonomiye katkısı sağlanmak suretiyle orman köylüsünün üretici haline getirilip kalkındırılması amaçlanmıştır. Anayasa’nın bu emredici kuralı nedeniyle yasakoyucunun, bu alanların kullanıcılarına veya başkalarına, hatta orman içi köyler halkına satılmasını veya bu amaçla devredilmesini sağlayacak bir düzenleme yapması olanaklı değildir. Anayasa’nın 169. maddesindeki orman sınırlarının daraltılmasına olanak tanınan iki halde de, orman sınırları dışına çıkarma sonucu elde edilen alanların değerlendirilmesi açısından herhangi bir ayrım yapılamayacağı, bu yerlerden yararlanmaya ilişkin düzenlemelerin, Anayasa’nın 170. maddesinde öngörülen amaca uygun yapılması gerekeceği kuşkusuzdur. Bu nedenle, Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin satışı ve bu amaçla devri olanağını getiren dava konusu kural Anayasa’nın 169. ve 170. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.
orman arazilerinin 49 yıllığına kiralanması