oğuz atay tutunamayanlar uzun özet
Kelimeler, Albayım, bazı anlamlara gelmiyor."Daha önce yayımladığımız Tanpınar biyografisi Geç Kalan Adam'dan sonra, Sefa Kaplan'dan yeni bir biyografi.Kaplan, otuz yıldan uzun bir süre önce Oğuz Atay'ın (1934-1977) Tutunamayanlar'ının ilk cildini okuduğunda düştüğü şaşkınlığı ve o gün başlayan Oğuz Atay ilgisini kitaba dönüştürdü.Geleceği Elinden Alınan
Yorumlar Oğuz Atay’ın “Tutunamayanlar”ı Türk edebiyatının en önemli eserlerinden biridir. Gerçek anlamda “postmodernist” kabul edilen ve yazarın ilk romanı olan “Tutunamayanlar” hakkındaki bu araştırma; yazarı, eserleri ve postmodernizmi anlama çabasını ortaya koymaktır. Atay, edebiyatımızda başarılı
TutunamayanlarAdlı Romanının Kısa Özeti Oğuz ATAY Roman, genç bir gazetecinin yazdığı Sonun Başlangıcı adlı ön sözle başlar. Bu ön söze göre gazeteci, bir tren yolculuğu sırasında Turgut Özben adında bir mühendisle tanışır. Yolculuk süresince çok ilginç bulduğu bu mühendisle sohbet eder.
OğuzATAY'ın biyografisi. 12 Ekim 1934 İnebolu doğumlu yazarın babası hukukçu, CHP milletvekilliği yapmış olan Cemil ATAY' dır. 1939'da, ailesiyle Ankara'ya gelip, ortaöğrenimini Ankara Maarif Koleji'nde tamamladı (1951). 1957'de İ.T.Ü. İnşaat Fakültesi'ni bitiren ATAY, İstanbul Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisi
İzmir ve İstanbul’da her hafta düzenli olarak perde açan “/de Tiyatro”nun ilk oyunu Oğuz Atay’ın aynı adlı unutulmaz romanından sahneye uyarlanan “Tutunamayanlar” oldu. Uzun süre roman üzerine çalışan ekip, yaklaşık 6 ay süren yoğun provalar sonrası Ant Aksan’ın rejisi ve Serhat Barış’ın tek kişilik
Comment Faire Des Rencontres Gratuites Sur Internet. Türk edebiyatının en iyi yazılmış eserlerinden biridir Tutunamayanlar. Alışılmış üslubun dışında, yer yer kasvetli, okuyucuyu kızdıran, sevdiren ama bir o kadar da bağlılık yapan, bizi, insanlığı kısaca hayatı anlatan bir roman… Unutulmaz karakterler, Selim Işık, Turgut Özben, Süleyman Kargı, Metin, Esat ve diğerleri… Her biri bir roman karakteri belki… Okuyunca hayattan koparan bir yerlerde Selim var mı, Turgut ben miyim diye düşüncelere daldıran bir metin. Kısacası hayata tutunamayan, gidişatı kabul etmeyen, inkarın ve isyanın romanı. ....... Aslında bu kitap bir karakter romanı, çok fazla olay örgüsü yok. Oğuz Atay’ı ve eserlerini anlamak için öncelikle karakterleri iyi özümsemek ve iç dünyasını anlamak gerekmektedir. Roman bir trende başlar. Turgut trende tanıştığı bir gazeteciye bir mektupla yazdığı notları gönderir. Mektupta gazetecinin bu eser’i yayınlamayı düşünürse ilgili kimselerle görüşmesini ve onların onayını aldıktan sonra harekete geçmesini ister. Böylece romanımız başlar..........Tutunamayanlar'ın başlıca kahramanları Selim Işık, Turgut Özben, Süleyman Kargı, Metin Kutbay, Nermin Özben, Günseli Ediz'dir. Düşünceleri ve sözü en çok edilen kahraman Selim Işık olsa da olay örgüsü Turgut Özben üzerinden anlatılmaktadır. Evli ve iki çocuk sahibidir. Kahramanlarını “tutunan” ve “tutunamayan” olarak sınıflandırdığımız romanın, her iki kavramın arasında kalan bir karakterdir. Mühendistir ve rahat bir hayatı vardır. Selim’in intiharından sonra, bir dönüşüm sürecine girecek kendi benliğini sorgulamaya başlayacak ve “özben” soyadını alacaktır. 1933 doğumlu ve çocukluğu İkinci Dünya Savaşı’nda geçmiş biridir. Aydınlanmaya üniversite yıllarında başlar ve en çok örnek aldığı kişi ise Selim’dir. Onun gibi çok okumaya özenip okunmadığı birçok kitap almıştır. Fakat iş hayatına atılıp evlenince birincil amacı para kazanıp rahat bir hayat sürmek olmuştur. Fakat Selim’in intiharı onu altüst eder ve arkadaşının hayatını araştırarak bir nevi benliğini bulmaya çalışacaktır. Ki intiharı bir gazete haberinden öğrenir ve çok sarsılır. Öncelikle Metin ve Esat’la konuşur. Metin Zeliha adlı bir kızdan bahseder. Eski sevgilisidir. Selim’in bu kızı Metin’e yakıştırmadığını söyler. Beraber bir tiyatro gurubunda rol aldıklarından bahseder. Metin kızı bırakınca Selim’in ona aşık olduğunu söyler. Fakat kız sonunda başkasıyla evlenmiştir. Esat ise Selim’in okuma tutkusundan ve Oscar Wilde’a olan hayranlığından bahseder. Sonra devreye Süleyman Kargı girer. Süleyman Turgut’a Selim’in şarkı diye yazdığı 600 mısralık bir şiir verir. Bu satırlardan Selim’in düşünen ve sorgulayan ama mutsuz bir insan olduğu anlaşılmaktadır. .......Turgut’la tanışmak isteyen, kendini Selim’in arkadaşı olduğunu söyleyen bir kadın gelir. Adı Günseli’dir. Günseli Selim’le nasıl tanıştıklarını, aralarındaki ilişkiyi anlatır. Anlattıklarıyla Selim’in tutunamayan karakteri daha çok ortaya çıkar. Bunları duydukça Turgut, ben o zamanlar neredeydim neden Selim’i anlamadım diye hayıflanmaya başlar. Turgut sonra Selim’in günlüğünü bulur. Günlüğü okudukça Selim’i intihara sürükleyen sebepler bir bir ortaya çıkmaya başlar. Selim’in son zamanlarında “Türk Tutunamayanları Ansiklopedisi” hazırladığı anlaşılır. Hüsnü Ergeç, Ahmet Çekingen, Nazmiye Erdoğdu yazdığı bazı tutunamayan’ karakterlerdir. Turgut bu ansiklopediyle sonuca ulaşır. Selim toplum tarafından kabul edilmeyen, farklı bir kişiliktir. Selim’in de tabir ettiği gibi bir tutunamayandır. Böylece Turgut kendisinin de bir tutunamayan olduğuna karar verir. Sonunda da trende tanıştığı birine yazdıklarını verir ve ortadan kaybolur. .......... Tutunamayanlar’ın unutulmazlarından, Turgut’un kendi iç benliğini anlattığı Olric diye bir karakteri vardır. Toplumdan uzaklaşıp kendi iç sesini dinlemeye başladığında hep Olric’e başvurur. Olric devamlı efendimiz’ diye hitap eder Turgut’a. Romanın sonunda ise Turgut sadece Olric’le yaşamaya karar verir ve hayattan çıkıp gider. ........Tutunamayanlar, anlatım şekli olarak bir devrim niteliğindedir. Türk romanına çağdaş bir görünüm kazandıran ilk eserlerdendir. Bu roman, kişinin benliğini bulma ve sorgulatma kitabıdır. Zekice kurgulanmış eserlerin en güzelidir. İçimizdeki Olric’lere ses vererek kendimizi bulup benliğimizi kabul etmek dileğiyle..
Oğuz Atay Tutunamayanlar Kitap Özeti Oğuz Atay, 1934’te Katamonu İnebolu’da doğdu. 1939’da Ankara’ya geldi. 1951’de Maarif Koleji’ni, 1957’de Teknik Üniversite İnşaat Fakültesi’ni bitirdi. Askerliğini yaptıktan sonra, 1960’ta Teknik Okula girdi. Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisi’nde öğretim üyeliği yaptı. Oğuz Atay, Tutunamayanlar adlı kitabıyla 1970 TRT Roman ödülünü kazandı. Yeni dergi ile Soyut’ta hikayeleri yayınlandı. 13 Aralık 1977’de İstanbul’da öldü. Tutunamayanlar, alışılmışın dışında bir romandır. Belirli bir olayı sergilemekten çok; izlenimler, çağrışımlar, taşlamalar, ayrıntılar ve ruhsal çözümlemelerle oluşur. Bu bakımdan, özetlenmesi güçtür. Ancak, romanın konusu, kısaca şöyle açıklanabilir Genç mühendis Turgut ÖZBEN yakın arkadaşı Selim IŞIK’ın kendini bir tabancayla vurduğunu gazeteden öğrenir. Olayın çok etkisinde kalır. İntiharın sebeplerini merak eder. Bu amaçla araştırmalara Selim’in arkadaşlarından Metin ve Esat’la görüşür. Metin kendisine şunları anlatır Metin’in Zeliha adlı bir kızla ilişkisi vardır. Selim kızın ona uygun düşmediğini söyler. Fakat Metin kızı bırakınca, bu kez Selim ona tutulur. Metin bunun üzerine yeniden kıza yaklaşır. Kız ise bir süre sonra onlardan ayrılır, bir başkasıyla evlenir. Esat da Selim için şunları söyler Selim’in lise öğrencisi iken tanır. İlginç, zeki, oyuncu bir çocuktur. Çok kitap okur. Wilde’a hayrandır. Fakat Gorki’yi okuyunca onu sevmez olur. Esat’la oyunlar düzenler, birlikte eğlenirler. Turgut ÖZBEN Selim’le ilişkisi olan Günseli adlı bir kızla tanışır. Günseli Selim’le bir toplu gezintide rastlamıştır. Sıkıntılı ve asık suratlıdır. Onu avutmaya kalkışır. Fakat Selim’in soru yağmuruna tutulur. O gün anlaşamazlar. Aradan bir ay geçer. Selim onu telefonla arar. Buluşurlar. İlişkileri gitgide ilerler. Ne var ki Selim evlenmeye yanaşmaz. Çok kuşkuludur, geleceğe güveni yoktur, inançsızdır, aile düzeninden de hoşlanmaz. Sanki bir kafese kapatılmıştır. Hastalanır. Kötü yaşarım korkusuyla hiç yaşamadığını düşünür. Günseli’ye bir mektup gönderir. Ardından intihar son günlerinde Tutunamayanlar üstüne bir ansiklopedi hazırlamaya girişir. Orada kendisine bir madde ayırır. Bu maddede belirttiğine göre, Selim bir kasabada doğmuştur. Babası memurdur. Küçükken ağır bir hastalık geçirir. Altı yaşında ailesiyle büyük bir şehre göçer. Sabri adlı bir çocukla arkadaş olur. Okula gider. Uzun boylu olduğu için arka sıralara oturtulur. Sınıfta çok konuşur. Orta okuldayken Pitigrilli’yi okur. Sonra kızlarla dolaşmaya başlar. O sırada dünya savaşı patlar. Yiyecekler pahalanır. Askerliğini yaparken Süleyman KARGI ile tanışır. Askerlik bitince açıkta kalır. Kimse ona sahip çıkmaz. Odasına kapanır. Yemek yemez, içki içmez olur. Turgut Özben araştırmaları sırasında yavaş yavaş kendi benliğini tanır O da tutunamayanlardan biridir. Kendini o zamana değin bir takım törelerin, alışkanlıkların yönettiğini sezer. Gitgide bağsızlığa doğru kayar. Evinden ayrılır. Bir trene binip gider. Gözden kaybolur… Toplumun kurumlarıyla kuralları karşısında uyumsuz kalan insanın dramını değişik işleyen eser, roman alanında adı duyulmamış bir yazarın olgun düzeyini getirdi. Okunmasının güçlüğüne karşın, bıraktığı ilk etki ile özgün ve derin göründü; bir sürpriz tadı taşıdı. Uyanık ve araştırıcı bir gözlemin toplum sorunlarını eleştiren ve değerlendiren bakışı, usta bir anlatım yetisiyle birleştiği için ödülünü hak eder bütünlüğe vardı. Bir roman; gerekli gereksiz ayrıntılarıyla kendi bütünlüğünü zedeleyen fazlalıklarla, yinelemelerle,filtreli sigaranın kanseri %7 oranında azalttığını söylemeden geçemeyen bilgilerle dolu. Yazarın,ayıklama ve seçme gözetmeden, ne biliyorsa içine katmaktan zevk duyduğu sayfalar. Romanın üslup özelliğinde, değişikliklerin, sıçramaların büyük payı olduğunu daha önce belirtmiştik. Nitekim 351 sayfada, eylem birden bire düşünceye yer vermekte, hemen biraz aşağıda ise oyun’ biçimine dönüşmektedir. Atay, Tutunamayanlar için herhangi bir kural koymamış, şiirde oyuna varıncaya kadar, her yazılı türünü kullanmıştır.
Oğuz Atay’ın “Tutunamayanlar” romanı, yazarın ilk kitabı olup 1971 yılında yazılmış, 1970 yılında TRT Roman Ödülü’nü kazanmıştır. Modern Türk edebiyatının en önemli ismi Oğuz Atay’ın “Tutunamayanlar” adlı eseri ilk romanıdır. Eserin ilk yayım yılı 1971’de iki cilt olarak, 1984’te ise tek cilt olarak yayımlanmıştır. Eser, içeriği ve biçimsel anlatımı açısından bakıldığında modern ve post-modernliği birbirine harmanlayarak, edebiyata yeni bir soluk getirmiş ve post-modern döneminin kurucu ismi haline gelmiştir. Tutunamayanlar – İletişim YayınlarıTutunamayanlar Romanın ÖzellikleriTutunamayanlar Romanı Karakterleri1- Selim Işık2- Turgut Özben3- Nermin4- Süleyman Kargı5- Metin KutbayTutunamayanlar Romanının KurgusuTutunamayanlar Romanın KonusuTutunamayanlar Birinci BölümTutunamayanlar İkinci BölümüTutunamayanlar Üçüncü BölümTutunamayanlar Kitabından AlıntılarTutunamayanlar Hakkında Sık Sorulan SorularOğuz Atay Tutunamayanlar’ı ilk olarak kime okutmuştur?Tutunamayanlar'ı Oğuz Atay hangi kitaptan esinlenerek yazmıştır?Tutunamayanlar romanındaki Selim Işık gerçek hayatta kimi temsil eder?Tutunamayanlar romanı hangi ödülü kazanmıştır?Olric hangi hangi karakterin iç sesidir? Tutunamayanlar – İletişim Yayınları Ya her son yeni bir başlangıçsa? Herkesin tutunmaya çalıştığı bu hayatta Selim Işık “tutunamayanlardandı.” Peki, ne oldu? Selim Işık daha fazla dayanamadı ve kafasına kurşun sıkarak intihar etti. Bu intihar size göre kaçış gibi gözükse de Selim’e göre bir kurtuluştu… Ya sizler? Hiç yaşarken anlaşılmaya mecbur bırakıldınız mı? Anlaşılamadığınız noktada sığındığınız ilk şey neydi? Toplum tarafından onay görmek gibi bir çaba gütmeyen Oğuz Atay, sıradanlığın içinde sıra dışı bir simge haline geldi… Oğuz Atayın tutunmayı bir türlü beceremediği kitabından sizlere sesleniyorum. Tutunamayanlardan mısınız? Tutunamayanlar Romanın Özellikleri Ne gördün bütün kapıların birer birer kapandığı bu dünyada? Hangi kusurunu düzeltmene fırsat verdiler? Son durağa gelmeden yolculuğun bitmek üzere olduğunu haber verdiler mi sana? Birdenbire Buraya kadar! Dediler. Oysa bilseydin nasıl dikkatle bakardın istasyonlara; pencereden görünen hiçbir ağacı, hiçbir gökyüzü parçasını kaçırmazdın. Bütün sularda gölgeni seyrederdin. Üstelik daha önce haber vermiştik derler. Her şeyin bir sonu olduğunu genel olarak belirtmiştik. Yaşarken eskidiğini ve eskittiğini söylemiştik.” Tutunamayanlar romanı edebiyatımızın ilk post modern romanı olarak kabul edilir. Kitapta izlenimler, çağrışımlar, taşlamalar, ruhsal çözümlemeler ve ayrıntılar içeren sıra dışı bir romandır. Ayrıca roman Oğuz Atay’ın hayatından ve kendi iç dünyasından kesitlere yer verdiği için otobiyografik özellikler taşır. Romanın bir diğer özelliği ise içeriği, psikolojik tahlilleri ve yazım tarzı açısından Modern Türk Edebiyatında devrim niteliğindedir. Roman, belirli bir olayı sergilemekten çok ruhsal çözümlemeler ve ayrıntılar üzerinde şekillenir. Yani olaylardan ziyade durumlara yer verir. Bu bakımdan ilk bakışta anlaşılması zor bir kitaptır. Tutunamayanlar Romanı Karakterleri 1- Selim Işık Romanın ana karakteri olan Selim, karamsar bir karakterdir. Olaylar, Selim’in intiharı üzerine başlar. Selim Işık “düşünen ve sorgulayan insan“ın simgesidir ve bu yüzden hayata “tutunamamış”tır. 2- Turgut Özben Mutlu bir evliliği olan Turgut Özben, başarılı bir kariyeri olan mühendistir. Selim ile yakın arkadaştır ve onun intiharı üzerine ilişkilerini tekrar gözden geçirir. Romanda Turgut’un bakış açısıyla olayları okuyoruz. Kitabın ilerleyen sayfalarında arkadaşı Selim Işık sayesinde fikirleri tamamen değişerek hayata “tutunan” biriyken iç dünyasına derinlemesine inmesiyle “tutunamayan” birine dönüşür. 3- Nermin Turgut’un eşidir ve romanda iç dünyası hakkında detay vermez. Turgut’u somut hayata bağlayan bir karakter olarak isminden söz ettirir. 4- Süleyman Kargı Aydın kesime hitap eder ve öyle biridir. Kitapta Selim’in çocukluk yıllarını alaycı bir dille yorumlar. O da aydın kişiliğinden ötürü toplumla yer edinemez. 5- Metin Kutbay Romanda isminden pek fazla söz ettirmez. Yaşadığı toplumun maddesel zevklerini simgeleyen bir karakterdir. İlginizi Çekebilir Oğuz Atay Kimdir? Hayatı, Kitapları ve Edebi Kişiliği Tutunamayanlar Romanının Kurgusu Oğuz Atay’ın Türk edebiyatına kazandırdığı en önemli kitabı “tutunamayanlar” sıra dışı konusuyla dikkat çeken bir eser haline geldi. Roman, yayınlandığı dönemde hak ettiği değeri alamasa da günümüzde en çok satılan eserlerden biridir. Roman, ana karakteri olan Selim’in intiharı üzerine, Turgut içsel bir buhranla baş başa kalır. Turgut hayatı anlamlandırmak için bir çaba içerisine girer ve bu çaba sayesinde “kendini” bulur. Roman, Selim ve Turgut’un yaşamları arasında gidip gelmektedir. Romanda, 1960’ların insanlarını, toplumun dayattığı normları ele alınmaktadır. Mekân, ise doğa ve şehir yaşamının zıtlıkları olarak karşımıza çıkar. Doğadan kastımız şehir yaşamından etkilenmemiş, saf kalmış şeylerdir ve bunu Anadolu temsil eder. Şehirde yaşamıyla Ankara ve İzmir başlayan roman, Turgut’un Anadolu’da küçük bir kasabaya kaçmasıyla son bulur. Tutunamayanlar Romanın Konusu Romanın başlarında Turgut Özben, Selim’in intiharından sonra, kendisiyle bir hesaplaşma içine girer. Bu arada kitapta Turgut’un yaşadığı mekana ait bazı ayrıntılar aktarılır. Mekana ait bu dikkatler, henüz “tutunanlar” safında yer alan Turgut’un hayatı şu sözlerle anlaşılıyor; Duvarlar, resim yaptığı dönemden kalma eserler’le doluydu. Nermin çerçeveletmiş hepsini; benimle öğünüyor. … Bir resim aşağıda, bir resim yukarıda; bir duvar resimle doldurulmuş, bir duvarın yarısı boş; simetriyi bozmak için. … Ev sahibi de kızmıştı duvarların bu renge boyandığını görünce ama belli etmemişti. Tavana kadar aynı renk, böylece düzlemler daha kesin beliriyor, modern sanatın burjuva yaşantısına katkısı. Efendim? Oysa ne güzeldi eskiden tavana bir karış kala bir parmak kalınlığında koyu renk, yatay bir çizgi çizilirdi; duvarın rengi orada biterdi işte. … Tek parti devrinin kalıntısı, fazla askeri bir düzen. “ Turgut’un alışkanlıklarının, sahip olduğu her şey ve kullandığı eşyaların, hatta eşi Nermin’in sağladığı rahatlığın anlatıldığı bu satırlarda yazarın eleştirisel söylemleri dikkat çekiyor. Tutunamayanlar Birinci Bölüm Kitabın ilk başlarında Turgut şehir hayatı yaşayan, sıkıcı bir gençtir. Turgut, en yakın arkadaşı Selim Işığın kendini tabanca ile vurarak intihar ettiğini gazeteden öğrenir. Bu intihardan etkilenen Turgut intiharın sebeplerini öğrenmek ister. Bu amaçla araştırmalar yapmaya başlar. Selimin arkadaşları olan Metin ve Esat ile irtibata geçer. Metin Selim için şunları anlatır; Metin’in, Zeliha isminde bir kızla ilişkisi vardır. Selim bu ilişkide kızın arkadaşına uygun olmadığını söyler. Bu sözlerden sonra Metin, kızı bırakır ancak bu kez Selim kıza aşık olur. Metin, bunun üzerine tekrar kıza yanaşmaya başlar. Zeliha ise bir süre sonra her ikisiyle görüşmeyi keserek başka biriyle evlenir. İlginizi Çekebilir Oğuz Atay Tehlikeli Oyunlar Kitap Özeti [?KARŞILAŞTIRMA] Esat ise Selim Işık için; Selimi lise yıllarında tanır. Sıra dışı, zeki ve çok kitap okur. İlk başta “Oscar Wilde’ye” hayran olduğunu ancak “Gorki” okuduktan sonra fikri tamamen değiştiğini söyler. Daha sonra Turgut, Selim’in başka bir arkadaşı olan Süleyman Kargıyı bulur. Süleyman ona Selim’in yazdığı 600 mısradan oluşan bir şiir verir. Şiire göre; “Selim Işık tek ve Türk. Ve duygulu amansız/sabırsız ve olumsuz, yaşantısında cansız” sayılan bir kişidir. Ruhsal tahlillerle başlayan bu roman diğer bölümlerde de yoğun bir şekilde işlemeye devam eder. Tutunamayanlar İkinci Bölümü Turgut Özben, Selimle yakın ilişkisi olan Günseli isimli bir kızla tanışır. Günseli Selim ile tanışma hikâyesini anlatmaya başlar; Günseli’nin Selim ile yollarının kesişmesi ilk olarak toplu olarak gittikleri bir gezide karşılaşmışlardır. İlk buluşmaları pekiyi geçmese de ardından bir ay sonra Selim’in telefon ile Günseli’ yi aramasıyla ilişkileri ilerlemeye başlar. Ne var ki Selim ciddi giden ilişkilerinden rahatsız olmaya başlar ve evlilik düşünmez. Günseli Selimi şu sözlerle tanımlar; Selim, çok kuşku duyan biridir ve geleceğe güveni olmadığı için hayattan bir beklentisinin de yoktur. Bir dine ait görüşü yoktur hatta inançsızdır ve aile hayatından da hoşlanmaz. Sanki bir kuş gibi kafese kapatıldığını dile getirir. Kötü yaşarım korkusuyla hayatını hiç yaşamadığına dair bir düşünce içerisine giren Selim, bu ruhsal bunalımla hastalanır. Ardından Günseli’ ye mektup yollar ve mektubundan şunları yazar; Günseli, son günlerde öyle bir durumdayım ki bir iki dakika bile aklımı toparlayıp düşünemiyorum. Sevgilim, şeytan bilir nelere takılıyorum, neler düşünüyorum. Günlerdir yatıyorum. Hastalıktan mı bilmiyorum şimdi biraz düşünebileceğimi hissediyorum ve uzun süredir aklımda yüzen belirsiz bir cismi aydınlatmaya karar verdim. Evet aklım gene karışmadan acele etmeliyim. Ölmeye karar verdim günseli. Vakit geçirmeden yapmalıyım bunu. Yoksa ne olacağımı nereye sürükleneceğimi tahmin edemiyorum. Bu kısa aydınlıktan yararlanmalıyım. Ne yazık, senin için ne yazık bunu karşılıklı konuşamayacağız ve düşündükçe ürperdiğimi itiraf ederim. Ölümü değil, senin bu satırları okuduğun zaman ölmüş olacağımı. Acıklı şeyler yazmak istemiyorum. Acıklı sözler benim üzerimde etkisini kaybetti. Fakat seni etkileyecektir. Bunu düşünmeliyiz, her şeyi iyi hesap etmek zorunda olduğum için özür dilerim. Fakat düzeltmek imkânım kalmayacağı için buna mecburum. Yıllardır hayalimde bu mektubu yazacağım insanın beni kurtarmasını yaşadım fakat şimdi bu hayalden çok uzak olduğuma göre hayatımda hiç olmazsa bir kere hatasız hareket etmek zorundayım. Mektubu attıktan sonra hemen yapmaya kararlıyım. Biliyorsun biz ışık ailesi sözümüzün eriyiz. Bizim kaderimiz bu. Hiçbir şey yazmasaydım daha mı iyi olurdu diye düşündüm fakat bunu daha büyük bir insafsızlık saydığım için her şeyi yazmak istiyorum. Biraz sonra meydana gelecek olayın ayrıntılarını yazmayacağım. Onları nasıl olsa öğreneceksin. Belki beni de kararsızlığa götürür. Ne yapacağımı çok açık bilirsem belki elim titrer. Seni seviyorum fakat neresini düzelteceğimi bilmediğim bu yaşantımı sürdürmenin anlamsızlığını seziyorum. Yok olmaya doğru hızlı bir gidişin farkındayım. Henüz koruyabildiğim bazı özelliklerim varken daha insan olduğumu hissederken bu gidişe bir son vermeliyim. Yoksa çok geç olacak ve kendimi affetmeyeceğim. Seni seviyorum ve beni unutmamanı istiyorum. Ben seni bir an için de olsa unutabileceğimi düşünerek buna girişiyorum.” İşte bu kadar, işte… Canım sevgilim; Günseli! Ve bu mektubu gönderdikten sonra, tabancayla kafasından sıkarak intihar eder ve kitabın ikinci bölümü bu şekilde biter. Noktalama işareti bile kullanılmadan yazılan bu epizot bir roman, öykü ya da destanda, ana olaydan ayrı olarak yer alan ve başlı başına konusal bir bütünlük gösteren ikinci derecede olay ya da olaylar , Selim’in veda mektubuyla biter. Mektupta Selim, kendisini intihar etmeye sürükleyen koşulları yeterince açıklık getiremez. Tutunamayanlar Üçüncü Bölüm Günseli’nin anlattıkları ve Selim’in kendisinden son derece olumlu söz edilen mektubu, Turgut’un kararını kesinleştirmesine yol açar. Olric’le birlikte küçük burjuva yaşantısından uzaklaşmaya karar vererek Anadolu’ya kaçar. Turgut Özben, hayatı tamamen değiştirmiştir. İlk olarak evinden, işinden, kendisini tutunanların dünyasına bağlayan her şeyden kaçarak kaybolur. Yanına Olric dışında Turgut’un hayali karakteri yani alt benidir, geçmişinden hiçbir şey almaz. Yolculuk sırasında kasabanın birinde rastladığı kitapçıdan aldığı kitaplar da Turgut ve Selim düşünce yapısı hakkında fikir sahibi olmamızı sağlar. Bu kiaplar “Oblomov’u, Don Kişot’u, Kafka’nın, Dostoyevski’nin” romanlarıdır. Kitapların hepsinin ortak ana fikri topluma ket vuran olguları sorgulamalarıdır. Bu, Turgut’un şehir yaşantısından neden kaçtığını gösterir. Turgut da artık Selim gibi her şeyin farkına varmıştır. Romanda Turgut’la Olric’in Anadolu’nun neresi olduğu söylenmeyen bir kasabaya yerleştiğinden bahseder. Artık şehir hayatından tamamen kendini soyutlayan Turgut, iç dünyasında hayalinde kurguladığı Olric’le yaptığı konuşmalardaki ironiden söz etmiştir. Bu konuşmalarda Turgut kendi varoluşunu sorgulamıştır ve mizah belli belirsiz hissedilmiştir. Şehir hayatından kaçış sadece topluma yönelik bir kaçış değildir. Turgut Anadolu bir kasabaya yerleşerek aslında kendi ile hesaplaşma içerisindedir. Turgut, Selimin intihar etmeden önce yazdığı günlüğü bulur. Günlüğünde, Selimin farklı bir psikoloji gösterdiğini, panoraya belirtilerinin olduğunu ve kendinde hiçbir doktorun bulamadığı bir hastalık olduğu düşüncesine kapıldığı yazmaktadır. Günlük, psikolojik dengesini kaybetmek üzere olan Selim’in dünyasını daha çok Kafka’nın dönüşüm kitabında karakterin “kendini bir böcek gibi hissettiği” roman anlatmaktadır. Turgut Özben, araştırmaları sırasında yavaş yavaş kendi benliğini tanır O da tutunamayanlardan biridir. Peki, Selim ile Turgut’un “Tutunamayanlardan” kastı neydi? Bütün hayatınca konuştu. Sonunda tutunamayanlar diye bir söz çıkarabildi ortaya bir tek kelime. Çoğul bir kelime. Unutamadığı bazı insanları birleştiren bir kelime. … Bütün hayatınca tutunamayanlardan kaçtığını sezer gibi oldu. Kendisine de bulaşmalarından korktuğunu anladı. Onlara yapmış olduğu haksızlığın ıstırabıyla kıvrandı. Onların gerçek temsilcisi olmak için eline çok fırsat geçmiş olduğunu ve bu fırsatları kaçırdığını anladı..” Oğuz Atay’ın ortaya attığı “Tutunamayanlar” eseriyle yaşadığı dönemdeki Türk aydınının, topluma tutunamayışının sebeplerini açıklık getirir. Türk aydınının varoluş sorunlarını açığa çıkarmak için eser kaleme alınmıştır. Tutunamayanlar’da yergi, Selim ve Turgut karakterlerinden yola çıkılarak Türk aydınının kendisini gerçekleştirmesini engelleyen, bireyleşmesine engelleyen olgulardan bahsetmiştir. Romanda karakterler üzerinden eleştiri yaptığı şey, toplumsal ve siyasal yapılarla ilgilidir. Sonuç olarak Oğuz Atay’ın “Tutunamayanlar“ romanı, Türk edebiyat tarihinde modernist ve hatta postmodernist roman tekniklerinin ilk kez uygulandığı bir roman olmasının yanında, içerdiği hicivler, öğelerinin zenginliğiyle dikkat çeken bir kitaptır. Tutunamayanlar Kitabından Alıntılar Oğuz Atay, kitaplarında alışılmışın dışında bir yazım tekniği kullanarak sıra dışı bir yazar olarak tarihe geçmiştir. Tutunamayanlar adlı kitabında yalnızlık, anlaşılamamak gibi konulardan şikayetçi olan yazar, ne söylesek az kalacağı bu eserini okumanızı şiddetle tavsiye ediyoruz. ? Yalnızlık vardı. Ve Kelimeden sonra da var olmaya devam etti Yalnızlık… Kelimenin bittiği yerde başladı; Kelime söylenemeden önce başladı. Kelimeler, Yalnızlığı unutturdu ve Yalnızlık, Kelimeyle birlikte yaşadı insanın içinde. Kelimeler, Yalnızlığı anlattı ve Yalnızlığın içinde eriyip kayboldu. Yalnız Kelimeler acıyı dindirdi ve Kelimeler insanın aklına geldikçe, Yalnızlık büyüdü, dayanılmaz oldu. ? Ne gördün bütün kapıların birer birer kapandığı bu dünyada? Hangi kusurunu düzeltmene fırsat verdiler? Son durağa gelmeden yolculuğun bitmek üzere olduğunu haber verdiler mi sana? Birdenbire “Buraya kadar!” dediler. Oysa, bilseydin nasıl dikkatle bakardın istasyonlara; pencereden görünen hiçbir ağacı, hiçbir gökyüzü parçasını kaçırmazdın. Bütün sularda gölgeni seyrederdin. Üstelik, “daha önce haber vermiştik” derler. “Her şeyin bir sonu olduğunu genel olarak belirtmiştik. Yaşarken eskidiğini ve eskittiğini söylemiştik.” ? Çok beklemiştim. Hayatımın başı ve sonu belliydi; hiç olmazsa ortasını kaçırmamalıyım. Oyalanacak durumum yoktu. Ezberlemiş olduğum bütün şiirleri okumalıydım, bütün kavgalarımı çıkarmalıydım, bütün kuruntularımı ortaya dökmeliydim. ? Kendime yeni bir önsöz yazmak istiyorum. Yeni bir dil yaratmak istiyorum. Beni kendime anlatacak bir dil. Çok denediler, efendimiz. Allah’tan, ne denediklerini bilmiyorum, Olric. Hiçbir geleneğin mirasçısı değilim. Olmaz, diyorlar. İsyan ediyorum. Az gelişmiş bir ülkenin fakir bir kültür mirası olurmuş. Bu mirası reddediyorum Olric. Ben Karagöz filan değilim. Herkes birikmiş bizi seyrediyor. Dağılın! Kukla oynatmıyoruz burada. Acı çekiyoruz. Kapı kapı dolaşıp dileniyoruz. Son kapıya geldik. İnsaf sahiplerine sesleniyoruz. Ey insaf sahipleri! Ben ve Olric sizleri sarsmaya geldik. ? Şu anda, sana güzel bir söz söyleyebilmek için, on bin kitap okumuş olmayı isterdim” dedi Gene de az gelişmiş bir cümle söylemeden içim rahat etmeyecek “Seni tanıdığıma çok sevindim kendi çapımda…” ? Sevmek zor geliyor. Alışmamışım yoruluyorum. Boşluklar oluyor. Bunları boş sözlerle doldurmaya çalışıyorum. Oysa ben her an sana bakmak, bir sözünü kaçırmamak; bir kıpırdanışını, yüzünün her an değişen bütün gölgelerini izlemek, her an yeni sözler bulup söylemek istiyorum. Her mevsimde, her gittiğimiz yerde, insanlarla ve insanlarsız, aşkın değişen yansımalarını görmek istiyorum. Bütün bunlar beni yoruyor. Sen orada duruyorsun ve beni seyrediyorsun sadece. Senin için sevmek, su içmek gibi rahat bir eylem. Ben, her an uyanık olmalıyım. ? Hayat bir matematik aslında. Kimini acılarla bölüyor,kiminin kalbi mutlulukla çarpıyor,kimi hayatın güzelliklerini topluyor ama en önemlisi insan gidenin arkasından eksiliyor. O yüzden kimseye eksi olmayın çünkü eksi, ama, gibi ondan öncekileri yok etme gücüne sahiptir. Tutunamayanlar Hakkında Sık Sorulan Sorular Oğuz Atay Tutunamayanlar’ı ilk olarak kime okutmuştur? Tutunamayanlar'ı ilk okuyan Vüs'at O. Bener'dir. Tutunamayanlar'ı Oğuz Atay hangi kitaptan esinlenerek yazmıştır? Türk Edebiyatının önemli isimlerinden olan Yusuf Atılgan'ın Aylak adam romanından esinlenmiştir. Tutunamayanlar romanındaki Selim Işık gerçek hayatta kimi temsil eder? Oğuz Atay'ın en yakın arkadaşı Ural'ın intihar etmesiyle, romanında Selim Işık karakterine hayat vermiştir. Tutunamayanlar romanı hangi ödülü kazanmıştır? 1970 yılında TRT’nin düzenlediği hikâye ve roman yarışmasında Oğuz Atay’ın “Tutunamayanlar” adlı eseri birinci olmuştur Olric hangi hangi karakterin iç sesidir? Turgut Özben'in iç sesidir. Bu yazıyı puanlamak için tıklayın!
oğuz atay tutunamayanlar uzun özet