okul öncesi öğretmenler günü hikayeleri

Okul Öncesi Öğrenciye Mektup. bir senenin daha sonuna geldik.Hem öğrencileri hem öğretmenleri bir karne heyecanı sarmaya başladı bile. Öğrenciler karnelerini almak için sabırsızlanıyorlar.Öğretmenler de onları bir an önce sevindirmenin düşüncesinde. YEĞENOĞLUtarafından beğenildi. 🦅🦅🦅 Başkalarının hayatlarına özenip taklit etmeye çalıştığında ilk engelde yoldan geri dönersin. Ama kendi hayallerin için bir adım attığında. Serra İ. YEĞENOĞLU tarafından beğenildi. Öğretmenlik yapan “öğrenci” görür karşısında. Öğretmen olmuş olan “canlar Pedagog İnci Vural (Klinilk) Soyut kavramları anlamazlar Çocuklar 7 yaşından önce, “kalbimde, beynimde, ruhumda” gibi soyut kavramları anlamaz. Okul öncesi müfredatta, Atatürk’ü nasıl öğrettiklerini bilmiyorum. Ama öğretmenler, büyük ihtimalle kendi çocukluklarında öğrendikleri klişe bilgileri aktarıyorlar. ÖĞRETMENLER GÜNÜ Yarın öğretmenler günü anneciğim, öğretmenime şiir okuyum süpriz yapmak istiyorum, dedi ayça. Çok güzel düşünmüşsün kızım, öğretmenini ÖĞretmenler gÜnÜ Hikayesi - OKUL ÖNCESİ ETKİNLİKLERİ - Hayallerinizi Sınırlamayın Sevimli kahramanımız Mızmız Mırnav, önceleri epey yabancılık çekse de, okuluna iyice alışmıştır artık. Arkadaşlarını ve öğretmenlerini çok sevmekte, okuluna güle oynaya gitmektedir. Yine bir okul günü, ağır ağır okula doğru yürürken ellerinde birer çiçekle Mırnoş ve Mırnış ikizlerle karşılaşır Comment Faire Des Rencontres Gratuites Sur Internet. 24 Kasım 1928 tarihinde açılan Millet Mekteplerinde yaşlı, genç, çocuk, kadın demeden herkese yeni harflerle okuma yazma öğretilmiştir. Millet Mekteplerinin açılışı ve Atatürk'ün Başöğretmenliği kabul tarihi olan 24 Kasım günü, 1981 yılından beri Öğretmenler Günü olarak 16, 2015İçindekiler1 5 Ekim Öğretmenler Günü mu?2 Öğretmenler Günü nün anlamı nedir?3 5 Ekim Neden Dünya Öğretmenler Günü?4 24 Kasım Öğretmenler Günü anlamı nedir?5 Öğretmenler Günü kaçıncı yıl dönümü?6 Öğretmen Öğretmenler Günü ne zaman?7 Öğretmenler gününü kim armağan etti?8 Öğretmen Günü neden 5 Ekim değil de 24 Kasım?5 Ekim Öğretmenler Günü mu?Öğretmenler Günü, öğretmenlik mesleğini icra edenleri onurlandırmak için çeşitli etkinliklerin düzenlendiği bir kutlama günüdür bildiğiniz üzere. Bizde 24 Kasım'da kutlanırken pek çok ülkede 1994'ten beri her yıl 5 Ekim'de Günü nün anlamı nedir?Öğretmenler Günü, öğretmenlik mesleğini icra eden kimseleri onurlandırmak için çeşitli etkinliklerin düzenlendiği bir kutlama Ekim Neden Dünya Öğretmenler Günü?Pek çok ülkede 1994'ten beri her yıl 5 Ekim günü UNESCO tavsiyesiyle Öğretmenler Günü olarak kutlanmaktadır. 5 Ekim günü, 1966 yılında Paris'te gerçekleşen “Öğretmenlerin Statüsü Hükümetlerarası Özel Konferansı”'nın sona erip UNESCO temsilcileri ile ILO tarafından “Öğretmenlerin Statüsü Tavsiyesi”'ni oybirliği ile …24 Kasım Öğretmenler Günü anlamı nedir?Türkiye'de her yıl 24 Kasım, Öğretmenler Günü olarak kutlanır. Bu, 1981 yılında başlamış bir uygulamadır. 24 Kasım 1928, Türkiye Cumhuriyeti devletininin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün "Millet Mektepleri'nin Başöğretmenliği"ni kabul ettiği Günü kaçıncı yıl dönümü?Atatürk'ün doğumunun 100. yılı olan 1981 senesinde Türkiye'de ilk kez kutlanan Öğretmenler Günü için bu tarihin belirlenmesinin sebebi de Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk'ün Millet Mektepleri'nin Başöğretmenliği görevini kabul ettiği tarihin 24 Kasım 1928 Öğretmenler Günü ne zaman?Türkiye'de ise her yıl 24 Kasım günü Öğretmenler Günü olarak kutlanmaktadır. Mustafa Kemal Atatürk'ün başöğretmen olduğu 24 Kasım günü, 1981 Atatürk Yılı'nda Kenan Evren tarafından Öğretmenler Günü olarak ilan gününü kim armağan etti?24 Kasım Öğretmenler Günü tarihçesi. Her yıl 24 Kasım günü kutlanan Öğretmenler günü ülkemizde Mustafa Kemal Atatürk tarafından Günü neden 5 Ekim değil de 24 Kasım?6. 5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü Tüm Dünya ülkeleri 1966'da UNESCO ve ILO tarafında belirlenen 5 Ekim'i Dünya Öğretmenler Günü olarak kabul etmiştir. Türkiye ise bunu darbeden bir yıl sonra 24 Kasım olarak ilan etmiştir. Başöğretmenliğin kabul edildiği gün olarak bahsedilen 24 Kasım ülkemizde öğretmenler işareti koy permalink. 1- Körebe Oyuncular arasından bir ebe belirlenir ve gözleri bağlanır. Oyun, adını ebenin gözlerinin bağlanmasından alır. Oyuncular ebe ortada kalacak biçimde bir halka oluşturur. “Türkü söyler döneriz, Bil bakalım biz kimiz, Göster bizi körebe” sözlerini söyleyerek ve el çırparak ebenin çevresinde dönerler. Ebe bu sırada kollarını öne doğru uzatarak dokunduğu oyuncunun başını, yüzünü ve üstünü elleriyle yoklar. Kim olduğunu anlayabilirse adını söyler. Eğer tanırsa, dokunduğu oyuncu ebe olur. Tanıyamazsa, oyun aynı ebeyle sürer. 2- Arapsaçı Oyuna başlamadan önce oyuncular bir daire oluşturacak şekilde yere oturur. Bir oyuncu, elindeki ip yumağını, ipin ucunu bırakmadan bir diğer oyuncuya atar. Yumağı yakalayan kişi ipi tutar ve yumağı başka birine atar. Böylece giderek büyüyen bir ağ oluşur. Oyunun ikinci bölümünde oyuncular düğümü çözmeye çalışır. 3- Çelik çomak Biri uzun diğeri kısa iki sopa kullanılarak oynanır. Kısa olan ve sürekli yerde kalan sopa, uzun sopayla uç kısmına vurularak havalandırıldıktan sonra, en uzak noktaya ulaştırılmaya çalışılır. Kısa sopaya, üç kez havalandırıp vuramayan oyuncu, sırasını rakibine verir. Sopayı en uzak noktaya atan oyuncu, oyunu kazanmış olur. 4- Kukalı saklambaç Tüm oyuncular oyun alanında toplanır. Aralarından bir ebe seçilir. Oyunculardan biri ortaya konan topa ya da teneke kutuya vurarak oyun alanından uzak bir noktaya atar. Tüm oyuncular ebe topu tekrar oyun alanına getirene kadar saklanır. Ebe, kukayı getirdikten sonra saklananları ararken, başka oyuncular yeniden kukayı uzağa atabilir. Ebe kimi görürse kukaya basar ve “kukaladım” der. Oyun bu şekilde devam eder. 5- Bülbül kafeste Oyuncular el ele tutuşarak bir halka oluşturur. Bu halka bülbül kafesi olur. Oyuncular arasından iki-üç bülbül’ seçilir. Bülbüller kafes içinde dolaşır. Oyun sırasında halkadaki oyuncular ellerini bırakarak, “bülbül kafeste” der. Bu sırada bülbüller halkanın dışına çıkmaya çalışır. Halkadaki çocuklar, bülbülleri dışarı çıkarmamak için hemen birbirlerinin ellerini tutar ve kafesin açık yerini kapatır. Kafesten kaçabilen oyuncular, oyunu kazanmış olur. 6- Çatlak patlak Oyuncular ellerini, biri üstte, diğeri altta kalacak şekilde birbirlerinin avuçlarına koyarlar. Her kelimede bir oyuncu yanındaki arkadaşının avucuna vurur ve şu şarkı söylenir “Çatlak patlak, yusyuvarlak, kremalı börek, sütlü çörek, çek dostum çek, arabanı yoldan çek, çek amca çek, burnun kanca, al sana bir bulmaca, bulmaca kaç parça, veriyorum 5 parça, 1, 2, 3, 4, 5” 7- Birdir bir Oyuna başlamadan önce bir ebe seçilir. Diğer 9 kişinin, ebeden 20-25 adım ötede duracakları yer belirlenir ve hepsi 3-4 adım aralıklarla dizilir. Ebe eğilip belini kamburlaştırır, atlama yapacak 9 çocuk tekerlemenin kendi numaralarına ait kısmını tam ebenin üzerinden atlarken söyler. Çocuk diğerlerinin üzerinden de atlar, en sona gelindiğinde kendisi de eğilir. Birinci sıradaki, ebenin üzerinden “birdir bir” deyip atlar ve 3-4 adım ileride o da eğilerek sırtını kamburlaştırır. Ardından ikinci sıradaki koşarak ebenin ve diğerinin üzerinden atlar ve en sona geldiğinde o da eğilir. Devamında sırayla diğerleri de çocukların üzerinden atlar. Bu durum bir çocuğun atlamayı başaramamasına kadar devam eder. Atlayamayıp düşen, ebe seçilir. 8- İstop Oyuncular bir daire oluşturur. Oyunu başlatmak için çocuklardan biri ebe olur. Ebe, oyunculardan birinin adını söyleyerek topu havaya atar. Top yere düşerken, adı söylenen oyuncu topu havada yakalarsa, başka birinin adını söyleyerek topu yeniden havaya atar. Topu havada tutamayan çocuk, topu yerden eline aldığında “istop” diye bağırır. Kaçışan oyuncular “istop” denildiği anda oldukları yerde durmak zorundadır. Bu durumda ebe, duran oyunculardan birini topla vurmaya çalışır. Vurulan oyuncu 1 puan kaybeder ve ebe olur. Üç kere vurulmuş olana bir ad takılır ve oyun o isimle devam eder. 9- Aç kapıyı bezirgânbaşı kapı hakkı… Bir zamanların en gözde çocuk oyunları arasında yer alır. Oyuncular tekerleme aracılığıyla aralarından iki kişiyi seçerler. Bunlar bezirgânbaşı olur ve kendilerine bir isim verirler kırmızı-yeşil, elma-armut, balık-kelebek vb. Karşılılkı olarak el ele tutuşarak bir kapı oluştururlar. Daha sonra diğer oyuncular bir kervan misali ardı ardına sıralanırlar ve bu kapının içinden geçerler. Bu sırada oyunun şarkısı söylenir “Aç kapıyı bezirgânbaşı, bezirgânbaşı… Kapı hakkı ne alırsın, ne verirsin, arkamdaki yadigâr olsun, yadigâr olsun. 1 sıçan, 2 sıçan, 3’üncü de kapana kaçan.” Bezirgânlar kapının içine aldığı oyuncuya sorarlar, “Balık mı, kelebek mi?” Kapının içindeki çocuk hangi bezirgânın adını söylerse onun arkasına geçer ve bu durum kervanın son oyuncusuna kadar devam eder. Oyunun ikinci aşamasında bir halatı tutarak ya da birbirlerine kenetlenerek çekişmeye başlarlar. İlk hangi grup halatı bırakırsa, o grup oyunu kaybeder. 10- İp atlama İki çocuk karşılıklı olarak ipin ucundan turarak çevirir. Çocuklar sırayla ipten atlamaya çalışırlar. İp atlarken şu tekerlemeleri söylerler “Laleli belkız, İçeriye gir kız, İpten çık kız, Dışarıya çık kız. Denizde dalga, hoş geldin abla, Eteğini topla, rahat otur abla, Etek bluz, İngiliz turist, Nereden çıktı bu iki kız. “Tek başıma yapabilmem için bana yardım et. Ve nasıl yapıldığını bana göster. Bunu benim için yapma. Kendim yapabilirim ve yapmak isterim. Bana nasıl yapacağımı öğretirken sabret. Bu belki uzun sürebilir. Ve belki daha uzun zamana ihtiyacım var. Fakat bilmelisin ki birkaç deneme ile yapacağım şeyi başarmak isterim. Hata yapabilme ihtimalim olduğunu da düşünmelisin. Ama unutma ki ben sadece bu hatalarla gerçek manada bir şeyler öğrenebilirim.” Maria Montessori Okul Öncesi Öğretmenleri NET-Okul Öncesi-Biz Bu işte Tek Değiliz Aylık ve Günlük Etkinlikler Kasım ayı etkinlikleri Öğretmenler Günü 24 Kasım Kalıplı Öğretmenler Günü Etkinliği Menu Anasayfa Blog Portal Son Konular Arama Yap Yardım Benzer Konular... Konu Yazar Cevaplar Gösterim Son Mesaj Öğretmenler Günü Boyama Sayfaları ve Balonu ADMİN 0 1,157 11-14-2019, 0634 PM Son Mesaj ADMİN 24 Kasım ÖĞRETMENLER GÜNÜ PANOLARI 11 adet ogretmen 0 2,757 11-13-2017, 1024 PM Son Mesaj ogretmen Öğretmenler/Anneler Günü Çiçeği Gülten 0 3,248 11-14-2015, 1240 PM Son Mesaj Gülten öğretmenler günü derleme boyama sayfaları ogretmen 0 10,692 08-07-2015, 0952 PM Son Mesaj ogretmen Bu konuyu görüntüleyen kullanıcılar 1 Ziyaretçi Yasal Uyarılar Sitemizin paylaşılan içeriklerin yapımıyla bir ilgisi olmamakla beraber sitemiz paylaşım linklerini tanıtım amaçlı dağıtmakta, satmamaktadır. E-kitap ya da döküman hoşunuza giderse netteki ilgili adreslerden e-kitabı satın alabilirsiniz. Bu sitede yayınlanan e-kitap veya dökümanlar herhangi bir çıkarı ya da herhangi bir kuruluşa zarar verme amacı yoktur. Bu yüzden fikir alma amaçlı olarak 24 saat süreli kullanabilirsiniz. Dosyalar tanıtım amaçlı olduğundan hak sahibi şahıs veya şirketin bize mail atması halinde, isteği üzerine tüm dosyaları kaldırılır. 5846 sayılı kanunun 25. maddesinin ek 4. maddesine göre hakkı ihlal edilen öncelikle üç gün içinde ihlalin durdurulmasını istemek durdurulması ilgili şahıs ya da kuruma sitemiz tarafından dönüş yapıldıktan sonra 3 gün içerisinde takdirde savcılığa başvurabilir. Ancak hiçbir hak sahibinin isteği olumsuz sonuçlanmamaktadır. İndirilen dosyadan doğacak zararlardan sitemiz sorumlu tutulamaz. Hak iddiasında bulunan şahıslar ve şirketler için alt bölümde iletişim adresimiz bulunmaktadır. sizinle irtibat kurup onay aldıktan sonraki 3 gün içerisinde döküman sitemizden kaldırılacaktır. İLETİŞİM info Hakkımızda Türkiye geneli Tarihinde Okul Öncesi Eğitim Zirvesi kapsamında düzenlenen “Geleceğin Eğitimcileri” ödüllerinde iZMİR - TORBALI - SULTAN ABDÜLHAMIT İLKOKUL ’ unda görev yapan okul öncesi öğretmenlerinden Kübra ÇETİN uygulamaya konu olan “ BİZ BU İŞTE TEK DEĞİLİZ” Projesi ile “Yılın Paylaşım Seven/Blog Yazan Öğretmeni” Seçildi. Ve Büyük Torbalı gazetesinde manşetlerde çıktı. Mobil Uygulama © 2015-2020 Designed by RıdvanKübraÇ. Designed by RıdvanKübraÇ. Designed by RıdvanKübraÇ. KOMİK ADAM HİKAYELERİ KOMİK ADAM FUTBOLCU Komik adam gençliğinde amatör futbolcuymuş. 5 kere gol kralı olmuş. Her maçta tabelaya golünü yazarmış. 30 yaşında futbolu bırakmış. 90 dakikalık jübile maçında 60 gol atmış ve bunca gol atmasına karşın, bir kere bile milli takımda oynayamamaktan yakınıyormuş. KOMİK ADAM DEDEKTİF Komik adam yıllar önce İstanbul’da dedektiflik bürosu açmış. Müşteriler hep telefon dinleme işi için tutarlarmış. Eşinin, arkadaşının, ortağının, düşmanının, dostunun telefonla yaptığı görüşmeleri bilmek isteyenler yüksek bir ücret öderlermiş. Komik adam telefon teline girer ve bu telin içinde elektrik hızıyla uçarmış. KOMİK ADAM BASKETBOL MAÇI Komik adam mayıs ayının günlerinden birinde televizyonda basketbol maçı seyrederken spiker basketbolcuların boylarını söylermiş. İşte Ahmet Mehmet gibi. Komik adam merak etmiş acaba boyum kaç santim diye. Çocukluğu aklına gelmiş. O zamanlar kar yağınca yere sırtüstü yatar sonra kalkıp yerde çıkan izini 20 santimlik cetveliyle ölçermiş. Tam 8 ay kar yağmasını beklemiş. Ocakta kar yağınca evinin bahçesinde karın içine yatıp, bir türlü atmaya kıyamadığı öğrencilik yıllarından kalan 20 santimlik cetvelle boyunu ölçmüş. Boyu 9 cetvel gelmiş. Komik adam boyunu olarak hesaplamış. KOMİK ADAM ASKERDE Komik adam askerliğinde acemi birliği Antalya topçulardaymış. Bir gün şehir izni alıp alaydan çıkmış. Antalya sokaklarında gezmiş, dolaşmış, yorulmuş. Hava da sıcak. Serinlemek için denize girmiş. İyi yüzücüymüş, gençliğinde yüzme yarışlarına katılıyormuş. Sahilden iyice açılmış. Arkasında bir fosurtu duymuş. Hızla geriye dönmüş. Atlas Okyanusu’ndan gelen koskoca bir balina Akdeniz’de gördüğü insanı yutarmış. Komik adamı da yutmuş, fakat derisinin sert olmasından dolayı midesinde öğütememiş ve iki gün sonra hapşırarak komik adamdan kurtulmuş. Daha sonra komik adam yüzerek kıyıya çıkmış. KOMİK ADAM GÜNEŞE GİDİYOR Komik adam liseye giderken başarılı bir öğrenciymiş. Uzaya çok meraklıymış. Uzay hakkında kitaplar okur, gezegenlerin durumunu incelermiş. Güneşi ise bir gezmezgen olarak tarif edermiş. Güneş gezmezgeni özellikle ilgisini çekiyormuş. Güneş hakkında derin araştırmalar yapmış. Bir gün güneşe gitme fikri uyanmış. Türlü aletler, motorlar, bilgisayarlar almış ve aylarca uğraştıktan sonra bir uzay aracı yapmış. Araç çalışıyormuş ama olduğu yerde durup ilerlemiyor ve yükselmiyormuş. Yakın bir arkadaşına durumu anlatıp, güneşe gidememekten, güneşle kucaklaşamamaktan yakınmış. Arkadaşı Yakınmayı bırak. Senin yaptığın zamazingo uçsaydı, yanacaktın. Güneşe yaklaştıkça sıcaklık artacak ve seninle birlikte aracın da yanacaktı. Hiç güneşe gidilir mi? Hiç güneşle kucaklaşılır mı? İlla kucaklaşmak istiyorsan gel ikimiz kucaklaşalım, demiş. KOMİK ADAM ULUDAĞ’DA Komik adam gençliğinde yılbaşı için Uludağ’a gitmiş. Hemen otele yerleşmiş ve akşam yemeği yiyip yatmış. Sabah olunca kahvaltısını yapıp tulumunu ve kar ayakkabılarını giyip gezintiye çıkmış. Ormana girmiş, ormanda ilerlerken önüne aniden uzun yeleli bir aslan çıkmış. Komik adam ilk şaşkınlığı geçtikten sonra geri dönüp kaçmaya başlamış. Bir ara ağaca çıkmış ama aslan da ağaca çıkmış. Bunun üzerine ağaçtan yere atlamış ve kaçmaya devam etmiş. Sonunda güç bela oteller bölgesine ulaşmış ve aslandan kurtulmuş. İki haftalık tatilinin kalan on üç gününü otelde geçirmiş. Bu arada arkadaş olduğu otel müdürüne olayı anlatmış ve acaba aslan beni yakalasaydı yer miydi, diye de sormuş. Bunun üzerine otel müdürü “ Herhalde yerdi değil mi? Yoksa seni yakalayıp da, benle papaz kaçtı oynar mısın Selim Bey diyeceğini mi sandın? Sen en iyisi yakalasaydı yer miydi yoksa içer miydi diye düşünmeyi bırak ve önceki yaptığın gibi yine aslan görürsen kaç, “ demiş. KOMİK ADAM AVA GİDİYOR Komik adam bir gün arkadaşıyla ava gitmiş. Ormanda yürürken, karabatak mı avlayalım, çulluk mu, yoksa karga mı, diyerek tartışmaya başlamışlar. Arkadaşı karga avında çok ısrar ediyormuş “ Bak komik, bütün iş ormanda bir çınar bulmakta. Çınarı bulduk mu, üstünde karga pek çoktur. Tüfek patladı mıydı vurulan kargayı pişirip yeriz. “ “ Yazık sana, karga eti yenir mi? “ demiş komik adam. “ Yenir. Geçen hafta avda yalnızdım. Karga avlayıp, pişirip yedim. Et işte, hep bildiğimiz et. “ “ Yapma ya, tadı lezzetli miydi bari? “ “ Güzel yeniyordu ama tadı biraz acıydı. Üstüne acı biber dökülmüş bıldırcın eti gibi yani. “ “ Desene az sonra acı biberli bıldırcın eti yiyeceğiz. Bir karga vurabilsem…“ Komik adamla arkadaşı daha sonra ilerde birkaç tane çınar ağacı görmüşler. Kargalara tuzak olsun diye ayrılmışlar ve ikisi iki koldan, eller tetikte sessizce ilerlemişler. Arkadaşı muziplik olsun diye komik adama görünmeden çınar ağaçlarından birine çıkıp gak gak diye karga gibi ötmüş. Çınarın üst dallarındaki arkadaşını karga zanneden komik adam arkadaşını tek atışta vurmuş. KOMİK ADAM BÜYÜK SAHRA ÇÖLÜ’NDE Komik adam ve diğer ziyaretçiler Mısır’dan sonra batıya doğru uzun süre otobüslerle gitmişler. Konvoyda dört otobüs ve yüz civarında insan varmış. Günler geçtikçe hava giderek sıcaklaşıyor ve büyük kum yığınları uzaktan görünüyormuş. Orada dünyanın en büyük çölü Büyük Sahra Çölü varmış. Sonunda çöle girmişler. Çölde yılanlar, çıyanlar, akrepler, türlü türlü böcekler, kertenkeleler, çöl aslanları, tilkiler varmış. Çöl milyarlarca hayvanı barındırıyormuş. Gündüz sıcak, çok sıcak olduğu için, geceleyin hepsi ortaya çıkıyor, birbirlerini yiyorlarmış. Kimbilir gündüzleri çölün altında ne olaylar oluyor, akıl almazmış. Yeşillik varmış, biraz çimen ve azıcık ağaç. Oradan su çıkıyormuş, kaynak varmış. Buraya vaha diyorlarmış. Bir akşamüstü vahanın kenarına otobüsleri yanaştırmışlar, çadırlar kurulmuş. Yemek yenmiş, su içilmiş ve yatmışlar. Komik adam çadırda uyuyormuş. Rüyasında sürüyle akrep peşine takılmış. Komik adam kaçıyor, akrepler kovalıyormuş. Sonradan komik yorulmuş. O yavaşlayınca akrepler yetişip çevresini sarmışlar. Çember giderek daralmış, zehirli kuyruklarını uzatan akrepler ha soktular, ha sokacaklar. Komik adam kan ter içinde uyanmış. Çadırdan çıkmış. Bakmış gerçekten vahanın etrafı akreplerce sarılmış. Hemen çadırdan makasını alıp akreplerin kuyruklarını kesmiş. Kuyruksuz kalan akreplerin hepsi kaçmış. Öğretmenlerin fedakarlığı, sabrı, azmi sürekli dile getiriliyor. Her yıl 24 Kasım Öğretmenler Günü’nde de farklı illerden öğretmen hikayeleri gündeme geliyor. Bunlar arasında görme engelli olup öğrencisini sesinden tanıyan, okulda sobayı yakıp eğitim ortamı hazırlayan, aileleri okula alıştıran öğretmenler bulunuyor. İşte onlardan bazıları "KIZLAR OKUMAZ" DİYEN AİLESİNE İNAT ÖĞRETMEN OLDUKırşehir'de ailesinin "kızlar okumaz" demesine aldırmadan azimle eğitim hayatını sürdürerek öğretmen olan 36 yaşındaki Fatma Süter, hazırladığı projelerden elde edilen geliri, maddi sıkıntılar nedeniyle öğrenimini sürdüremeyecek durumdaki öğrencilere harcıyor. Kırşehir'de dünyaya gelen Fatma Süter, çocukluk hayali olan öğretmenlik mesleğini yapabilmek için eğitim hayatı süresince canla başla çalıştı. Süter, ailesinin "Kızlar okumaz, üniversiteye gitmez" şeklindeki uyarılarına rağmen girdiği üniversitesi sınavında Anadolu Üniversitesi Okul Öncesi Öğretmenliği bölümünü kazandı. Ailesine inat üniversiteden mezun olarak öğretmenlik mesleğine adım adan ve 15 yıldır görevini başarıyla yapan Süter'in tek amacı kendisi gibi eğitim hayatını sürdürmekte zorluk çeken öğrencilere yardım etmek. Öğretmenlik hayatı süresince çeşitli projeler hazırlayan Fatma öğretmen, bu projelerden elde edilen geliri de maddi durumu yetersiz öğrencilere burs olarak harcıyor. PROJELERİNİN GELİRLERİNİ ÇOCUKLARA BAĞIŞLIYORAntalya'da görev yaptığı Mehmet Akif Ersoy Anaokulu’nda 4 yıldır "üstün sesler" projesini yürüten Fatma öğretmen, her yıl çocuklarla farklı etkinliklere imza atıyor. Fatma Süter, bu yıl 200 öğrenci, velileri ve öğretmenlerin katılımıyla kentin çeşitli noktalarında söyledikleri şarkılardan klip oluşturdu. Bu klibi de sosyal medyadaki hesaplardan paylaşan Fatma öğretmen, klibin izlenme sayısına göre elde edilecek geliri de şehit ailelerine ve çocuklarına ailesinin tasvip etmemesine rağmen öğretmen olduğunu ve bugünlerine tırnaklarıyla kazıyarak geldiğini söyledi. Daha önce de Samsun'un bir köyünde görev yaptığını ve orada da kız çocuklarının okutulmasının desteklenmediğini anlatan Süter, "Kendi hikayemi çocukların aileleriyle paylaşıyordum. Oradaki birçok aile ile hala görüşüyorum. O çocukların hala eğitimini sürdürmesi beni mutlu ediyor" dedi."BU PROJELER ÇOCUKLARIN ÖZGÜVENİNİ GELİŞTİRDİ"Oluşturdukları "üstün sesler" projesinde masal kitabı çıkardıklarını ve bunun 81 ilde satıldığını belirten Süter, "İkinci kitabımızı da çıkartıyoruz. Bu kitaptaki masalları çocuklar huzurevindeki yaşlılarla birlikte hazırlıyor. Kitabın resimlerini de birlikte yapıyorlar. Velilerin desteğiyle doğada söyleyerek klip çektik. Renkli ve eğlenceli oldu. Bu projeler çocukların özgüvenini geliştirdi. Kendilerini daha rahat ifade etmelerini, yeteneklerini de keşfetmelerini sağladı" diye öğretmenlik gibi kutsal bir mesleği yaptığı için çok mutlu olduğunu, mesleği süresince öğrencilerinin önünü açmak, onların yoluna ışık tutmak için çalışacağını belirtti. ÖLEN ÖĞRETMEN EŞİNİN ANISINA OKUL YAPTIRDIDüzce'nin Akçakoca ilçesinde yaşayan Esvet Sarıoğlu, 3 yıl önce kanser nedeniyle hayatını kaybeden eşi Dilek Sarıoğlu anısına okul çok sevilen ve mesleğine olan tutkusuyla bilinen edebiyat öğretmeni Dilek Sarıoğlu, yakalandığı kanser hastalığıyla uzun süre mücadele etti. Dilek Sarıoğlu, tedavi gördüğü hastanede 2015 yılında hayatını kaybetti. Esvet Sarıoğlu da eğitime gönül veren eşi Dilek Sarıoğlu anısına okul yaptırmak için girişimlerde Milli Eğitim Müdürlüğü ve belediyeden yardım isteyen Sarıoğlu, talebinin olumlu karşılanması üzerine bir anaokulu yaptırdı. Tamamlanan okula, Esvet-Dilek Sarıoğlu Anaokulu adı Sarıoğlu, en iyi yatırımın eğitime yapılanın olduğunu söyledi. Kendi iş yerinde de eğitime ciddi anlamda katkıda bulunduğunun altını çizen Sarıoğlu, "Bu anaokulunu yapma amacım kanser hastalığından kaybettiğim eşim Dilek Sarıoğlu. Milli Eğitim ve Belediye yetkilileriyle görüştüm. Onlar bizlere bir yer gösterdi. İlk gösterilen yer olmadı. Akçakoca Ortaokulu yakınında bir yer bulmaları beni çok mutlu etti" çok sevdiğini ve bu okulu onun anısını yaşatmak için yaptırdığını anlatan Sarıoğlu, şunları söyledi "Eşim edebiyat öğretmeniydi. 15 yıllık öğretmendi. Kendisini kaybettikten sonra adı yaşasın istedim. Akçakoca'da bir eğitimci olarak bu okul vasıtasıyla isminden bahsedilsin istedim. Hayır duası gönderilsin niyetiyle bu okulu yaptırdım. Akçakoca'mıza hayırlı olsun. Yerinde ve güzel bir şey olduysa bizim adımıza gurur verici."ŞAMPİYONLARIN BİLİM ANNESİ’Çin'in başkenti Pekin'de düzenlenen Uluslararası Robot Şampiyonası'nda dünya birinciliği, ikinciliği ve dördüncülüğü ödülü kazanan takımın öğretmeni Hatice Küpeli'yi, öğrencileri Bilim anne’ olarak adlandırıyor. Antalyalı öğrencilerin oluşturduğu 3 kişilik robot takımı, 7 Ağustos'ta Çin'in başkenti Pekin'de düzenlenen Uluslararası Robot Şampiyonası'nda “zihin gücü ile nesnelerin kontrolü” projesiyle kendi kategorisinde dünya şampiyonu oldu. "Zihin gücü ile araç kontrolü" ikinci, "uzaktaki el" projesi ise dördüncülüğü elde Bilim ve Sanat Merkezi BİLSEM Okulu'nun 3 kişilik robot takımı için "Bilim annesi" olarak adlandırdıkları öğretmenleri Hatice Küpeli'nin 27 yeri çok bilim konusunda rehberlik yapan Bilişim Teknolojileri öğretmeni Küpeli, bir anne titizliği ve şefkatiyle yaklaştığı öğrencilerin başarılarına katkı bilime olan merakının okuduğu bölümü kazandıktan sonra üniversitede arttığını bir diyalog kurduğu öğrencileriyle Türkiye ve dünya için daha fazla neler yapabilecekleri üzerine çalışmalar yürüttüklerini aktaran Küpeli, öğrencileriyle oyunlar oynayarak eğlenceli zaman geçirdiklerini dile öğrencilerinin yaptığı oyunları oynadıklarını anlatan Küpeli, şöyle konuştu "Yaptıkları oyunları bana oynatarak ne kadar başarılı bir oyun yaptıklarını test ediyorlar. Öğrencilerimle eğlenerek öğreniyoruz. Hayatımda iyi bir eğitim alıp bilim ve insanlık için neler yapabileceğimi görmeye başlayınca daha da heveslendim. Öğrencilerime bilgilerimi ve tecrübelerimi aktarıyorum. Öğrencilerimiz özel yetenekli çocuklar olduğu için yeni bir şeyler öğrenmekten ve üretmekten çok büyük bir mutluluk duyuyor. Onların mutluluğuyla mutlu oluyoruz. Yakaladığımız başarının ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bizi kabul etmesi gurur verici."ÖĞRENCİLERE SİNEMA SALONU YAPMAK İÇİN KOLLARI SIVADILAR Sivas'ın Ulaş ilçesinde görev yapan 7 eğitimci, öğrenciler için işçi gibi çalışarak sinema salonu Milli Eğitim Müdürü Cemil Aslan, Şube Müdürü Fehmi Doğan, Ulaş Anaokulu Müdürü Burak Şahinaslan ve 4 öğretmenden oluşan grup, hiç sinemaya gitmeyen öğrenciler için çalışma başlattı. Eğitimciler, Ulaş Anaokulu’nun kullanılmayan deposunu sinema salonu yapmaya karar destek almayan grup, salonda kullanılan tüm malzemeleri, inşaatlardan ve çeşitli yerlerden temin etti. Usta için de para vermeyen eğitimciler, kolları sıvayarak harç kardı, kaynak yaptı, duvar boyadı, ses sistemi ile oturulacak platformları kurdu, minder çıkış saatinden sonra depoya inerek çalışan eğitimciler, hafta sonlarını da burada geçirdi. Öğrenciler için gece gündüz demeden çalışan eğitimcilerin tek isteği, daha iyi bir projeksiyon cihazıyla öğrencilere sinema keyfi açılması planlanan 50 kişi kapasiteli sinema salonunda, her gün ilçedeki 100 öğrenciye film gösterimi yapılacak."İLÇENİN İLK SİNEMA SALONU OLACAK" Cemil Aslan, ilçede sinema görmeyen birçok çocuk bulunduğunu belirterek, "Bütün ilçeye hitap edecek şekilde bir plan yaptık. Malzemelerin tamamı, atıl malzemeler ve inşaat atıklarından oluşuyor. Paletleri inşaattan aldık, işe başladıkça salon kendini göstermeye başladı. Salonu bir hafta içinde inşallah faaliyete geçireceğiz" öğrenci olduğunu söyleyen Aslan, "Bütün öğrencilerimize Milli Eğitim Bakanlığımızın tavsiye ettiği eğitici, öğretici, milli, manevi değerleri yansıtan filmleri izleteceğiz. Öte yandan vizyona giren ve telif hakları alınan filmlerin de tamamını en kısa zamanda izleteceğiz" kış şartlarında sportif ve sosyal faaliyetlerinin azaldığını, sinema salonun önemli bir ihtiyacı gidereceğini vurgulayan Aslan, şöyle devam etti "Perde için duvarı kullanacağız. Işığı yansıtmayan özel bir boya kullandık. Ses sistemimizi de bir öğretmen arkadaşımız getirdi, salona bağışladı. Burada 2-2,5 saat film gösterimi yapacağız. Öğrencileri, sabah ve öğleden sonra olmak üzere 2 grup şeklinde alacağız. Öğrencilerimizin buraya gelip gitmeleri için gerekli şartları da planlayacağız. Daha sonraki süreçte salonu velilerimiz ve memurlarımıza da açacağız. Tüm ilçedekiler bu etkinliğimizden faydalanacak. İlçenin ilk sinema salonu olacak. Bu bizim için gurur verici. Devletin imkanlarını para anlamında kullanmadan, tamamen amatör ruhla başlayıp işçiliğini kendimizin yaptığı bir salona kavuşmuş olacağız."Şahinaslan da eğitimcilerin gayreti, azmiyle kısa sürede depoyu yenilediklerini dile getirdi. Malzemeleri kendilerinin temin ettiğini anlatan Şahinaslan, şunları söyledi "Devletin imkânları bazen yetmeyebiliyor. Taşın altına elimizi koymamız gerekiyor. Bu tarz çalışmaların da örnek olmasını diliyoruz. İlçede hiç sinema görmeyen öğrencilerimiz var, onlar da sinemanın nasıl olduğunu görecek. Biletler hazırlayacağız, içeriye biletlerle girecekler. Mısır makinesi getirip, mısır patlatıp dağıtacağız. Bütün öğrencilerimiz sinema atmosferini ilçede yaşayacak, o duyguyu tatmış olacak." ÖĞRETMENLERİNE ORMANLIK HEDİYE ETTİLER24 Kasım öğretmenler günü ülke genelinde ve tüm okullarda çeşitli etkinliklerle kutlanırken, en anlamlı etkinliklerden biri Aydın’da gerçekleşti. Aydın Ekrem Çiftçi İlkokulu’nun ana sınıfı öğrencileri velileriyle birlikte öğretmenlerine öğretmenler günü hediyesi olarak ormanlık hediye ettiler. 8 yıllık öğretmen Tuba Şahin, öğrenci ve velilerin anlamlı hediyesi karşısında gözyaşlarını 24 Kasım 1928’de Millet Mektepleri Başöğretmenliği’ni kabul ettiği günde kutlanan Öğretmenler Günü’ için Aydın Ekrem Çiftçi İlkokulu Anaokulu öğrencileri velileri ile birlikte uzun bir çalışma yaptı. Öğretmenlerinden gizlice yaklaşık 2 haftalık çalışma ile Aydın Efeler İlçesi Gölhisar Mahallesi’nde öğretmenleri adına hatıra ormanı kuran minikler hiçbir şeyden haberi olmayan öğretmenlerini öğretmenler günü dolayısıyla pikniğe davet ve velilerle birlikte Gölhisar Mahallesi’nde yeni oluşturulmuş ormanlığa giden öğretmen kendi adına dikilmiş onlarca ağaçtan oluşan Öğretmen Tuba Şahin’ ormanını görünce gözyaşlarına hakim olmadı. En anlamlı öğretmenler günü hediyesini alan Tuba Şahin, çevre ve doğal yaşamı her fırsatta öğretmeye çalıştığı öğrencilerine sarılarak sevincini paylaştı. TUĞBA ÖĞRETMEN, MÜDÜR ODASINI EĞİTİME AÇTIMuş merkeze bağlı Nadaslık köyünde 2 yıldan beri okul müdürlüğü yapan sınıf öğretmeni Tuğba Harmankaya, okuldaki makam odasından depoya kadar her tarafı öğrencilerin eğitimine açtı. Harmankaya makam odasında sadece bilgisayarı kullanırken, odasının bir köşesini kitaplık, bir köşesini satranç ve oyun alanı yaptı, masasını da öğrencilerin çalışma alanına öğretmen, 55 öğrencisi bulunan 5 derslikli Nadaslık İlkokulu, 2 yıl önce İzmir’den Muş’a atanan Tuğba Harmankaya sayesinde büyük değişim yaşıyor. Görev başladığı ilk günden itibaren okuldan sonra köy halkı ile kaynaşmayı ve dayanışmayı sağlayan 32 yaşındaki Harmankaya, muhtardan, imama, çobandan, veliye kadar herkesle görüşüp fikir alışverişinde bulunuyor. Yaptığı çalışmalarla kısa sürede okul müdürü olan Harmankaya yılın sadece 1 ayını memleketinde geçiriyor. Bekar olan Tuğba Harmankaya, köyde herkesten büyük destek gördüğünü belirtti. Okulda yapılacak en küçük bir değişiklikte bile öğrencilerin fikrini alan Harmankaya, okulun kapılarından duvarlarına kadar her tarafı bayraklarla donatmış. Üniversiteden mezun olduğunda öğretim görevlilerinin kendilerine, "Ülkenin her yeri bizim vatan toprağımızdır. Bayrağın dalgalandığı her yerde gidip çalışabilirsiniz" dediklerini hatırlatan Tuğba Harmankaya, "İlk atamam Şırnak Beytüşşebap daha sonra Bursa Gemlik ve şimdi burası. Ülkemin bayrağının dalgalandığı her yerde onur ve gururla çalışırım. Daha önce görev aldığım yerlerdeki insanlarla bağımı koparmadım. Çok güzel dostluklar kurdum. Öğrencilerimin ise hiçbirini unutmadım hepsini tek tek isimleri ile hatırlıyorum" diye ya da okul çıkışında müdür odasında kitap okuduklarını bazen de oyun oynadıklarını söyleyen öğrenciler ise, "Okulumuzda çok mutluyuz. Bazen eve zorla gidiyoruz" Muhtarı Mehmet Şirin Yılmaz, Tuğba öğretmenin köy okuluna atanması ile eğitim de olduğu gibi fiziki değişiminde yaşandığını ifade ederek, "Köy halkı ile kurduğu diyalogla adeta bizleri bütünleştirdi" Harmankaya, öğretmenler gününde aldığı hediyeleri okulda görev yapan öğretmenlere dağıtarak günlerini kutladı. GÖRMEYEN GÖZLERİYLE ÖĞRENCİLERİNE IŞIK SAÇIYOR Konya'nın Karapınar ilçesinde 7 yıldır öğretmenlik yapan görme engelli Gazi Baştürk, öğrencilerini en iyi şekilde geleceğe hazırlamak için Ortaokulu'nda sosyal bilgiler öğretmenliği yapan 38 yaşındaki Baştürk, hem öğrencileri hem de mesai arkadaşları tarafından çok seviliyor. Gazi öğretmenin her sınıfta gönüllü bir yardımcı öğrencisi bulunuyor. O gelmeden yoklamayı yapan öğrenci, derste de öğretmenine yardımcı oluyor. Gazi öğretmen, dersi anlattıktan sonra soru sorarken, küçük yardımcısı da parmak kaldıranları ona çok sevdikleri öğretmenlerini ders aralarında da yalnız bırakmıyor, okul bahçesinde kollarına girdikleri Gazi öğretmenle neşeli sohbetler Baştürk, küçük yaşta geçirdiği rahatsızlık sonucu gözlerini kaybettiğini söyledi. Engeline rağmen yaşama azmini kaybetmediğini belirten Baştürk, "Engelli olduğuma hiçbir zaman üzülmedim, hayata küsmedim. Hayata daima pozitif baktım. Karapınar Lisesi’nden birincilikle mezun oldum. Selçuk Üniversitesi Eğitim Fakültesi’ndeki eğitimimi başarıyla tamamladım. Sonrasında girdiğim sınavda başarılı olup, sosyal bilgiler öğretmeni olarak atandım. Şimdi bir işim var. 7 yıldır öğretmenliği severek yapıyorum. Milletimize faydalı insanlar yetiştirmekten onur duyuyorum" ilk 2 yılında Karapınar'ın Salur köyünde görev yaptığını, 5 yıldır da Fevzipaşa Ortaokulu’nda olduğunu belirten Baştürk, öğretmenliği zor ve çileli ama bir o kadar da kutsal meslek olarak gördüğünü DESTEK OLUYORBaştürk, öz güveni ve çevresinin desteği ile tüm engelleri aştığını belirterek, şöyle devam etti "Zorluklara rağmen yılmadım. Üniversite sınavına gecemi gündüzüme katarak çalıştım. Azmin elinden hiçbir şeyin kurtulmadığını gösterdim. Bir engelli için öğretmen olmak kolay değil. Aslında engellileri hafife alanları mahcup ettiğimi düşünüyorum. Engellilerin de isterlerse her işi başarabileceklerini ispat ettim. 'Engelliler yapamaz, başaramaz' bunları toplum olarak aşmamız lazım. Engelliler de azimlerini hiç kaybetmesin, hedeflerine ulaşmak için ne gerekiyorsa yapsın. Ben çok mutluyum. Toplum içerisindeyim, işim var. Sabah kalktığımda 'nasıl vakit geçireceğim' diye bir düşüncem yok. Okulum ve öğrencilerim var. Halime şükrediyorum.""BENİM ONLARINKİ GİBİ HİÇ KİTABIM OLMADI" Görme engelinin işinde sorun oluşturmadığının altını çizen Baştürk, sözlerine şöyle devam etti "Her gün evde öğrencilerime faydalı olabilmek için konulara çalışıyorum. Öğrencilerimi göremesem de onların sevgisini kalbimde hissediyorum. Hepsiyle arkadaş gibiyim. Çocuklara sevgi verdiğiniz sürece karşılığını mutlaka alıyorsunuz. Öğrencilerim hep yanımda, teneffüste bile koluma giriyorlar. Öğretmen arkadaşlarım her konuda yardımcı oluyorlar. Öğrencilerime kendi eğitim hayatımı anlatıyorum. Yaşadığım zorlukları anlatıp, onların daha şanslı öğrenciler olduklarını söylüyorum. Benim onlarınki gibi hiç kitabım olmadı. Öğretmenler veya arkadaşlarımdan dinlediklerim veya aldığım notlarla öğrendim. Onlara, 'benden çok daha iyi yerlere gelebilirsiniz çünkü her imkânınız var, bunu değerlendirin' diyorum." "ÖĞRENCİLERİMİ SESLERİNDEN TANIYORUM" Baştürk, öğrencileriyle çok iyi iletişim kurduğunu, onları seslerinden tanıdığını belirterek, herhangi bir iletişim sorunu bulunmadığını Baştürk, "Kabartma ders kitaplarım var, konuları onlardan çalışıyorum. Konuşan bilgisayarım var, eksiklerimi oradan tamamlıyorum. Sınav sorularını öğretmen arkadaşımın yardımıyla hazırlıyorum. Çocuklarımın karşısına eksiksiz çıkıp, onlara faydalı olmayı görev sayıyorum. Öğrencilerimi aydınlatmak, geleceğe hazırlamak, vatanımıza ve milletimize faydalı bireyler yetiştirmek için öğretmenliği seçtim. Dünyaya yeniden gelsem yine öğretmenliği seçerdim" ZOR’U BAŞARMADA ÖRNEK OLUYORDoğuştan bedensel engelli lise öğretmeni Mustafa Ünsal, engelinin neden olduğu güçlüklere rağmen koltuk değnekleriyle gittiği okulda öğrencilerini geleceğe karnında geçirdiği rahatsızlık sonucu kemik, sinir ve kas sisteminde oluşan hasar nedeniyle yürüme güçlüğü yaşayan, koltuk değnekleriyle yaşamını sürdüren Uşak Sultan Halil Yiğit Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Adalet Öğretmeni Mustafa Ünsal 26, çocukluk hayali olan öğretmenlik mesleğini büyük bir heyecanla nedeniyle 14 ayrı ameliyat geçiren ve tedavi süreci devam eden Ünsal, haftanın dört günü görevli olduğu lisede derslere değnekleriyle gittiği okulda öğrencilerini geleceğe hazırlayan Ünsal, ders konularının dışında engelli bireylerin yaşadığı olumsuzluklar ve yaşam mücadelelerini öğrencilerine anlatarak, onların da hem yaşam direncini arttırıyor hem de bu konuda bilinçlenmelerine yardımcı oluyor."ÖĞRETMENLERİME OLAN SEVGİM BENİ BU MESLEĞE YÖNLENDİRDİ"Ünsal, engeli nedeniyle eğitim hayatının oldukça zor geçtiğini, öğretmenlerinin sürekli olarak kendisine destek olduğunu, moral verdiğini olan sevgisinin kendisini öğretmenlik mesleğine yönlendirdiğini belirten Ünsal, "Koltuk değnekleriyle evden okula ulaşmak çok zordu, birde okulda merdivenlerle üst katlara çıkıyordum. Bazen okula gitmeyi sırf bu yüzden istemiyordum. Ancak öğretmenlerim bana moral vererek, istediğim her şeyi başarabileceğimi söylüyorlardı. Bende onların verdiği destekle okudum" YIL İLK KEZ ÖĞRETMENLER GÜNÜ’NÜ KUTLAYACAKLise eğitiminin ardından Anadolu Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü’nü, ardından Pamukkale Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Halkla İlişkiler Bölümü’nü bitirdiğini, Kamu Seçme Sınavı ile memuriyete başladığını, Uşak Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nde formasyon aldıktan sonra bu yıl nisan ayında öğretmenlik mesleğine başladığını anlatan Mustafa Ünsal, bu yıl ilk kez 24 Kasım Öğretmenler Günü'nü kutlayacağını Anadolu Üniversitesi Sosyal Hizmetler Bölümü öğrencisi olduğunu belirten Ünsal, "İki üniversite bitirdim, üçüncüyü okuyorum. Çok sevdiğim öğretmenlik mesleğini yapıyorum. Engelli olmam benim yaşam direncimi olumlu etkiledi, hiç yılmadım. İstediğim her şeyi yapabileceğimi biliyorum. Zor bir yaşamım oldu, şimdi öğrencilerime tüm zorluklara rağmen başarılı olunabileceğini öğretiyorum" diye ÇOK SEVİYOR Derslerini koltuk değnekleriyle sınıfta gezerek işleyen, öğrencileriyle tek tek ilgilenen Mustafa Ünsal, arkadaş gibi gördüğü öğrencilerinin tüm sorunlarıyla ilgilenmeye çalıştığını "Onlar benim öğrencilerim, bildiğim her şeyi öğretmeye çalışıyorum. Öğretmen-öğrenci ilişkisinin dışında daha çok arkadaş gibiyiz. Bu yüzden derslerimiz verimli geçiyor. Öğrencilerimi çok seviyorum" OLDUĞU OKULDA YENİ NESİLLER YETİŞTİRİYOR Şanlıurfa'da, 18 yıl önce mezun olduğu okula sosyal bilgiler öğretmeni olarak atanan Suruç’lu Kenan Tilgen, aynı sıralarda eğitim gören yüzlerce öğrencisini geleceğe sınırına sıfır noktadaki Yumurtalık Mahallesi'nde dünyaya gelen 34 yaşındaki Tilgen, ilkokulu bu mahallede zor koşullarda bitirdikten sonra ilçe merkezinde bulunan bugünkü ismi Suruç İMKB Ortaokulu olan Merkez Ortaokulu'na kayıt yaptırdı. Buradan mezun olan Kenan Tilgen, lise eğitimini de yine Suruç'ta yandan çiftçilik yaparken diğer yandan da üniversite sınavlarına hazırlanan Tilgen, emeğinin karşılığını alarak, hayalini kurduğu Gaziantep Üniversitesi Eğitim Fakültesi’ni mezun olduktan sonra mesleğe başlayan ve 5 yıl çeşitli okullarda görev yapan Kenan öğretmen, geçen yıl il içi tayinle yaklaşık 18 yıl önce mezun olduğu Suruç İMKB Ortaokulu'na sosyal bilgiler öğretmeni olarak tüm zorluklara rağmen eğitimini tamamlayarak, çocukluk hayali olan öğretmenlik mesleğini icra etmenin mutluluğunu yaşadığını söyledi. Küçükken okulda çok güzel günler geçirdiğini dile getiren Tilgen, her öğrencide biraz kendini gördüğünü belirtti."BURADA OLMAK HAYAL GİBİ GELİYOR" Öğretmenliğin kutsal bir meslek olduğunu söyleyen Tilgen, hemşehrilerine yardımcı olabilmenin ise paha biçilemez bir duygu olduğunu yaşadığı duygularla ilgili şunları söyledi "O zamanlar buralarda okuyan sayısı azdı. Ben de zor şartlarda okudum, şimdiki gibi imkânlar yoktu. Şimdiki öğrenciler çok şanslı, her yerde okul var, kırtasiye malzemeleri ücretsiz veriliyor. İmkânlar artmış, herkes okuyor maşallah. Ben ilkokulu bitirdikten sonra köyümüzde ortaokul olmadığı için ilçeye geldim. Neredeyse her gün gidiş geliş yapıyordum, biraz zor oluyordu tabii. Şu anda ders anlattığım sınıflarda, o zaman ders dinliyordum. Çok şükür çalıştım ve Gaziantep Üniversitesi’ni bitirdim. Yaklaşık 6 yıldır öğretmenim ve çok mutluyum."Farklı yerlerde 5 yıl görev yaptıktan sonra mezun olduğu okula tayin istediğini ve geçen yıldan bu yana burada mesleğini sürdürdüğünü hatırlatan Tilgen, öğrencileriyle çok iyi anlaştığını bazen burada olmanın kendisine hayal gibi geldiğini belirterek, şöyle konuştu "Okuduğum okulda öğretmenlik yapmak bambaşka bir duydu. O yıllar zor olsa da güzeldi. Her zaman gözümde öğretmenlerim, arkadaşlarım, anılarım canlanıyor. Kendi ilçeme yakınlarıma katkı sunmak güzel bir şey. Buradaki öğrencilerin ruh halini, sıkıntılarını biliyorum ve onları çok seviyorum. Umarım diğer öğretmen arkadaşlarımla birlikte onlara faydalı olur ve buradan başarılı insanlar çıkarırız."ŞAFAK ÖĞRETMEN ÖĞRENCİLERİNİN ROL MODELİ Bulgaristan sınırındaki Kırklareli Dereköy'deki okulda 5 yıldır öğretmenlik yapan Şafak Olur, öğrencilerinin sevgisini kazanarak, onlara rol model yaşlarda kurduğu hayallerinin peşinden giden ve 5 yıl önce fen bilimleri öğretmeni olan Şafak Olur, 27 görev yaptığı sınır köyündeki öğrencilerine ulaşabilmek için güne erken başlıyor. Şafak öğretmen, Kırklareli'nden köye her gün 30 kilometre yol erken gelen Şafak Olur, öğrencilerini her sabah kapıda karşılıyor, yaptıkları kısa sohbetin ardından da öğrencileriyle sınıfa geçerek eğitime birçok deneyle köy çocuklarının ufkunu açmaya çalışan Şafak öğretmen, teneffüs aralarında da öğrencileriyle okul bahçesinde voleybol, masa tenisi, futbol ve çeşitli oyunlar oynuyor. Öğle arasında öğrencileriyle birlikte yemek yiyor, evlerine gönderene kadar "minik arkadaşlarım" dediği öğrencileriyle vakit geçiriyor."KÖY OKULUNDA ÖĞRETMEN OLMAK AYRI BİR DUYGU"Şafak Olur, küçük yaşta hayal kurduğu mesleğini severek yaptığını ve bir köy okulunda öğretmen olmanın ayrı bir duygu olduğunu söyledi. Kendisinin de bir köy çocuğu olduğunu belirten Olur, bu nedenle köy çocuklarının sıkıntılarını bilerek köy okulunda öğretmenlik yapmayı istediğini köyünde öğretmenlik yaptığı için kendisini çok şanslı hissettiğini anlatan Olur, "Ben sadece ders anlatmak için değil, öğrencilere örnek bir kişi olabilmek için bu mesleği seçtim. Şu anda bana 'kent merkezinde bir okul mu, yoksa köy okulu mu?' diye sorulursa, burada olmam aslında soruya cevap olur. İstekli bir şekilde devam etmek, zevk alarak mutluluk duyarak burada öğretmenlik yapmak, köy öğretmeni olmak çok avantajlı ve çok mutluluk verici. Okulumuz bir köy okulu, orman köyü, zorlukları kadar çok zevkli yanlarının da olduğu bir okulda çalışmaktan çok mutluyum" bir aile gibi olduklarını anlatan Olur, okulda öğrencilere bazen ağabey, bazen öğretmen, bazen baba, bazen ise arkadaş olduğunu vurguladı."Gün içerisinde öğrencilerimle beraber yiyoruz, beraber içiyoruz, beraber oynuyoruz, beraber faaliyetler yapıyoruz. Öğrencilere rol model olmak çok önemli. Ben de eğitimin yanında çocuklara rol model olabilmeyi, çalışmalar yapabilmeyi amaçlıyorum. Üniversiteden mezun olurken de amacım buydu" diye konuştu."YAPTIĞIMIZ HER DAVRANIŞ ONLAR İÇİN ÇOK ÖNEMLİ" Öğrencilerini her sabah kapıda karşıladığını belirten Olur, yapılan her davranışın çocuklar için çok önemli olduğunun altını çocuklarının kent merkezlerinde yaşayan çocuklara göre biraz daha içlerine kapanık olduğunu anlatan Olur, "Yemekhanede yapabileceğim bir davranış bile öğrenciye uygun bir davranış olursa onu seçip beni taklit ediyor. Yaptığımız her davranış onlar için çok önemli" kendisine karşı çok saygılı olduklarını söyleyen Olur, şöyle devam etti "5 yıl içerisinde Dereköy'de beni duygulandıran pek çok olay oldu. Göreve ilk başladığımda, ilk öğretmenlik dönemimde, öğretmenler gününde öğrencilerin kendi elleriyle şiirler yazması, bunların gösterişsiz ama değeri çok büyük zarflarda bize getirmesi çok mutluluk verici. Biz buraya gelmezsek öğretmenler burada çalışmayı tercih etmezlerse öğrencilerde en yakın merkez Kırklareli'ne taşınacak. Dolayısıyla buraya gelmek aslında hem çocuklarımızın yaşantısını kolaylaştırıyor, hem de onlara ülkemizin tüm yerlerinde hizmet verebilme aşkıyla işimizi devam ettiriyoruz.""O DÜNYANIN EN İYİ ÖĞRETMENİ"Öğrencilerden Umut Batın Ayaz, okula Şafak öğretmen dolayısıyla ayrı bir sevgiyle geldiğini söyledi. Öğretmenlerinin her sabah kendilerini karşıladığını belirten Ayaz, öğretmenlerini ailelerinden biri olarak gördüklerini çok sevdiklerini anlatan Ayaz "Her sabah okula geldiğimde ilk olarak Şafak öğretmeni görüyorum. O dünyanın en iyi öğretmeni. Bize çok güzel şeyler öğretiyor. Dünyada sayılı öğretmenlerden biri olabilir. Her hareketiyle çok muhteşem bir öğretmen" İÇİN DERSTE BAĞLAMA ÇALIYOR Samsun'un Çarşamba ilçesinde fen bilgisi öğretmenliği yapan Ali Sarıbaş, öğrencilerinin sıkıldıklarını hissettiği zaman bağlama çalıp türkü söyleyerek, derse ilgiyi artırmaya Ortaokulu'nda fen bilgisi öğretmenliği yapan 35 yaşındaki Sarıbaş, küçük yaşlarda öğrendiği bağlama çalmayı hayatından bir daha 10 yılı geride bırakan Sarıbaş, son bir yıldır da öğrencilerinin derse ilgisini müzikle artırmaya öğrencilerini müzikle dinlendirerek yeniden derse hazırlayan Sarıbaş, böylece sıradan olmaktan çıkararak, dersleri öğrenciler için daha cazip hale öğretmenin bağlama eşliğinde söylediği türkülere öğrenciler de katılıyor. Zaman zaman istekte de bulunan öğrenciler, bir süre sazlı sözlü türkü söyledikten sonra yeniden derse dönüyor."UYGULAMA BAŞARIYI DA ARTIRDI" Sarıbaş, yaptığı uygulamanın öğrencilerin dikkatini artırdığını söyledi. Uygulamayı başarılı olduğunu görünce sürdürdüğünü belirten Sarıbaş, "Uygulama sayesinde çocukların derse ilgi ve isteklerinin arttığını gördüm. Müzik eşliğinde zihinlerini dinlendiriyorlar. Derse karşı daha dikkatli ve ilgili oluyorlar" yöresel türküler söylediklerini anlatan Sarıbaş, öğrencilerin uygulamadan memnun olduğunu dile öğrencilerin mutluluğunun başarılarına da yansıdığını belirterek, "Öğrencilerimiz fen bilgisi dersine daha ilgili hale geldi. Başarı ortalamaları yükseldi. Ayrıca 600 projenin katıldığı yarışmada küresel sorunlara çözüm dalında hazırladığımız projemiz, Türkiye ikincisi oldu. Çocuklarımız gayet mutlu. Hem deneyle hem de müzikle eğleniyorlar" ÖĞRETMENİN YAKTIĞI EĞİTİM ATEŞİ, 45 İLE YAYILDI Samsun’un Ayvacık ilçesindeki Ayvacık Anaokulu Müdürü Nurten Akkuş’un 8 yıl önce çocuklarla babaları arasında iletişim ve bağı güçlendirmeyi sağlamak için başlattığı Baba bana bir masal anlat’ projesi Türkiye geneline yayıldı. Proje, 8 yılın sonunda 45 ilde uygulanıyor. Binlerce baba anaokullarında çocuklarının eğitim aldığı sınıflara giderek masal 22 bin nüfuslu Ayvacık ilçesinde bulunan Ayvacık Anaokulu Müdürü Nurten Akkuş, 2009’da okulda Baba bana bir masal anlat’ projesi başlattı. Şu an 81 öğrenci ve 4 öğretmenin görev yaptığı anaokulu öğrencilerinin babaları, haftanın belirli günlerinde okula gelerek çocuklarının bulunduğu sınıflarda masal anlatmaya başladı. Proje hem öğrenciler hem de veliler tarafından büyük beğeni topladı. Çocukla baba arasındaki iletişimin güçlendirilmesini de sağlayan uygulama kısa sürede ilgi gördü. Akkuş, hazırladığı projeyle Sabancı Vakfı’nın toplumsal gelişmeye katkıda bulunan Sıra dışı kişilerin olağanüstü öykülerini’ anlattığı Fark Yaratanlar’ programının yedinci sezonunda fark yaratanlar arasında gösterildi. Ayrıca proje bazı üniversitelerde araştırma konusu olarak işlendi. Zaman içerisinde proje Türkiye genelindeki diğer anaokulu öğretmenlerine de örnek oldu. 8 yılın sonunda bugün Baba bana bir masal anlat’ projesi Türkiye’deki 45 ilde uygulanmaya PROJE Baba bana bir masal anlat’ projesinin hem kendisinin hem de okulun ilk projesi olduğunu söyleyen Akkuş, "Biz kırsal bir bölgede ilk önce tek bir babanın katılımıyla böyle bir projeyi başlattık. Sadece bizim okulumuzdaki çocukların ve babalarının böyle bir uygulamaya ihtiyaçları var diye düşünüyorduk ama kısa sürede o kadar güzel bir ilgi gördü ki hem Türkiye genelinde yayılmaya başladı hem de ödül alır hale geldik. Çeşitli eğitim grupları ve dernekler tarafından Türkiye’nin eğitimde ilham veren kadın, fark yaratan kadını, eğitimde en iyi örnek, başarı ödüllerini aldım ya da aday gösterildim. Şunu anladık ki, Türkiye’de baba çocuk ilişkisinin gelişmesi için çok önemli bir proje oldu. Bu proje sayesinde Türkiye’de binlerce çocuk ve baba birbirlerinin elini daha sıkı tutuyor diye düşünüyoruz" dedi.TEK BİR BABANIN KATILIMIYLA BAŞLADI’"Farklı illerden öğretmenler ve yöneticilerin projenin içeriğiyle ilgili bilgi almak için iletişime geçtiğini belirten Akkuş, "Onlara projenin nasıl uygulanabileceğini anlattım. Bize talepler geldi. Onayımız ve yönlendirmemizle Türkiye’de başka illerde de uygulanmaya başlandı. Şu an kırsal bölgede tek bir babanın katılımıyla başladığımız projemiz Türkiye kapsamında 45 ilde uygulanır hale geldi. Binlerce baba ve çocuk bu projeden yararlanıyor. Binlerce baba çocuklarına masal anlatıyor. Bu projeyi daha çok yaygınlaştırmak istiyoruz. Sadece kırsal bölgelerde değil kent yaşamında da bu projeye ihtiyacımız var. Okulumuza gelen babalar masal anlatmanın çocukla kurulan o bağın çok daha başka bir duygu olduğunu fark ediyorlar. Okula gelmeden önce ve geldikten sonra hem babaların hem de çocukların duygu değişimleri çok daha farklı oluyor. Okulumuzda sadece babaları olan çocukların değil babaları olmayan ya da yanlarında bulunmayan çocukların da bu projeden faydalanmalarını istiyor. Onlar için de baba yerine koydukları, dede, amca, ağabeyleri de mutlaka bu projenin içine dâhil ediyoruz" dedi.ÇOCUK VE BABA ARASINDAKİ İLİŞKİYİ GÜÇLENDİRİYOR’ Proje kapsamında kızının eğitim gördüğü sınıfta ilk defa masal anlatan baba Mehmet Nusret Öztürk, "Kızım bu yıl ilk defa anaokuluna başladı. Bende bu projeye dâhil olup ilk kez masal anlattım. Çok güzel geçti. İki gündür okulda masal anlatacağım için kızım büyük bir heyecan içindeydi. Bende heyecanlandım. Sınıfında masal okudum ve çok güzel oldu. Bu projeyi çok olumlu buluyorum. Bu şekilde babaların çocuklarına kitap okumaları, onların bu şekilde alışkanlık kazanmaları çok faydalı olacaktır. Kitap sevgisini aşılamak adına da çok önemli. Diğer babaların da bu projeyle birlikte bu konuya daha fazla önem vereceklerini düşünüyorum. Anaokuluna babanın gelip masal anlatmasının çocuk ve baba arasındaki ilişkiyi daha da güçlendireceğini düşünüyorum" diye konuştu.EVDE ANNE OKULDA BABA MASAL OKUYOR’Kızı için sınıfında masal okuyan baba Gökhan Turan, "İkinci defa masal okumak için okula geldim. Çok güzel bir duygu. Karşılıklı bir arkadaş gibi okuduğum masalı dinliyorlar. Çok zekiler her şeyi algılıyorlar, anlıyorlar. Çok güzel bir proje. Evde genellikle annesi masal okur ben de okulda bu proje ile masal okudum. Evde de zaman zaman ben masal okuyorum. Okula gelip masal okuduğum için kızım da çok mutlu oluyor" KUŞAK ÖĞRETMENLER AYNI SINIFTA BULUŞTUBilecik'in Söğüt ilçesinde dört kuşaktan öğretmenlerin, 24 Kasım Öğretmenler Günü buluşmasında duygulu anlar çeşitli illerinde yıllarca görev yaptıktan sonra emekli olan 71 yaşındaki Nebiye Zobaroğlu, öğrencisi ve coğrafya öğretmeni 51 yaşındaki Hayriye Öner, Öner'in öğrencisi ve edebiyat öğretmeni 40 yaşındaki Serdar Birsen ile onun öğrencisi ve kendisiyle aynı branş öğretmeni 30 yaşındaki Elif Bostancı, Söğüt Anadolu Lisesi'nde unutamayacakları bir gün Milli Eğitim Müdürlüğünün organizasyonuyla bir araya gelen 4 öğretmen, sınıftaki öğrencilerle aynı sıralara oturdu yaşadıkları hatıraları paylaştı, duygusal anlar 1966 yılında ilk görev yeri olan Burdur'da Türkçe öğretmenliğine büyük bir heyecanla başladığını söyledi. Burdur'dan sonra ülkenin çeşitli bölgelerinde görev yaptığını anlatan Zobaroğlu, şöyle devam etti "Yıllar geçse de öğrencilerimle diyaloğum sürüyor. 27 yıl bu mesleği yaptım. Yetiştirdiğim ve onların öğrencisi öğretmenlerle bir araya gelmek çok heyecan ve mutluluk verici. Unutamayacağım bir gün yaşadım. Öğretmenlik mesleğini seçtiğim için çok mutluyum."Zobaroğlu'nun ortaokulda öğrencisi olan ve halen coğrafya öğretmeni olarak görev yapan Hayriye Öner de öğretmeni ve öğrencisi olan meslektaşlarıyla buluşmanın inanılmaz bir mutluluk olduğunu vurgulayarak "Bu buluşmayı hep hayal ederdik, bugün gerçekleşti. Çok güzel oldu" ortaokul ve liseden öğrencisi edebiyat öğretmeni Serdar Birsen ise büyük bir gururla yaptığı mesleğini bugün daha iyi anladığını belirterek, "Böylesine insanlarla aynı mesleği yapmak çok önemli. Bu gibi durumlarda öğretmenliğimiz daha keyif veriyor. Çok farklı, duygu yüklü bir gün yaşadım" diye ortaokul ve liseden öğrencisi aynı branştan meslektaşı Elif Bostancı da üç kuşak öğretmenle aynı sınıfta yıllar sonra buluşmaktan dolayı çok heyecanlı olduğunu söyleyerek, "Onlardan aldığım bilgileri yeni nesle aktarmaktan dolayı çok gururluyum. Unutulmaz bir hatıra oldu benim için. Öğretmenim öğretmeniyle buluşmak değişik bir duygu" öğrencilerinin yoğun ilgi ve sevgisiyle karşılaşan öğretmenler, bu buluşmayı her yıl gerçekleştireceklerini OKULUNDA HEM MÜDÜR HEM ÖĞRETMENBirleştirilmiş tek bir sınıfın bulunduğu okulda hem müdürlük hem de öğretmenlik yapan Nazlı öğretmen, öğrencilerine okulun fiziki yapısını değiştirmek için söz verdi ve birçok kurumla bağlantıya geçti. Kısa sürede okulunu çiçek gibi yapan Nazlı öğretmen, “Ben onlara bir söz verdim ve bu sözü yerine getirmem gerekiyordu. Bu okulda hem öğretmen hem de müdürüm. Yeri gelince hademelik de yapıyorum” 34 yaşındaki Nazlı Ulutaş, önce Kars’ta sonra da Edirne’de öğretmenlik yaptı. Nazlı öğretmenin bir sonraki görev yeri ise İzmir’in Menderes ilçesine bağlı Sancaklı Ahmetçik İlkokulu adındaki köy okulu oldu. Tek başına çekip çevirdiği okulda hem okul müdürlüğü hem de 1’den 4’e kadar birleştirilmiş sınıfta öğretmenlik yapan Nazlı Ulutaş, fiziki yapısını yetersiz bulduğu okulu çiçek gibi yapmak için öğrencilerine söz verdi. Sözünü yerine getirmek için birçok kurum ve kuruluşa mail atan Nazlı Ulutaş, gelen yardımlarla hem sınıfı hem de okulun dışını yepyeni bir görünüme kavuşturdu. Öğrencilerine en iyi eğitimi vermek için var gücüyle çalışan Nazlı öğretmen, teneffüslerde okulun idari işlerini halledip ardından okul bahçesinde çocuklarla oyunlar oynuyor.“GÖNLÜM EL VERMEDİ” Sancaklı Ahmetçik İlkokulu’na 2013-2014 yılında norm fazlası olarak geldiğini, daha sonra birleşmiş sınıfta görev almaya başladığını söyleyen Nazlı öğretmen, hikâyesini şu sözlerle anlattı “Birleştirilmiş sınıf olduğu için ilk başlarda biraz zorlandım. Çünkü ilk defa birleştirilmiş sınıfta öğretmenlik yapıyordum. Fiziki yapımız yetersizdi ve bu duruma gönlüm el vermedi. Çocuklara bir söz verdim ve aklıma gelen bütün kurum ve kuruluşlara mail atıp okulumun durumunu anlattım. Onlar da bana geri dönüş yaptılar. Önce kendi sınıfımız yapıldı. Okulumuzda ana sınıfı olmadığı için ana sınıfı yapılması için de çalışma başlattım ve çok güzel bir ana sınıfımız oldu.”“YERİ GELİNCE HADEMELİK DE YAPIYORUM” Her çocuğa eşit eğitim mantığıyla hareket ettiğini belirten Nazlı öğretmen, “Birleştirilmiş sınıf olması, köy okulu olması, oradaki öğrencilerin daha düşük bir eğitim alacakları anlamına gelmiyor. Şimdi mutluyuz ve huzurluyuz. Okulumuz küçük, öğrenci sayımız az ama hepsine eşit miktarda eğitim vermek için elimden gelen her şeyi yapıyorum. Hem öğretmen hem de müdürüm. Yeri gelince hademelik de yapıyorum. 4 sınıfın birleşmesiyle 15 öğrenciyi okutuyorum. 6 da ana sınıfında öğrencimiz var. Teneffüslerde tüm öğrencilerle birlikte oyun oynuyorum” dedi.“KURALIMIZ YALAN SÖYLEMEMEK VE VERİLEN SÖZÜ YERİNE GETİRMEK” Yaptıklarının her öğretmenin yapması gereken şeyler olduğunu savunan Nazlı Ulutaş, şöyle konuştu “Öğretmen ve öğrenci sınıfta mutluysa eğitim daha başarılı olur. Sabahları görüntüsü çirkin bir sınıfa girmek istemem. Öğrencilerim de bunu istemez. Sabah geldiğinde hepsinin gözleri bana bakıyor, benden bir şey bekliyorlar. Onlara karşı bir sorumluluğum var ve aldığım eğitim bunu gerektiriyor. Ben yapmam gerekenleri yapıyorum. Ben onlara bir söz verdim ve bu sözü yerine getirmem gerekiyordu. Sınıfımız güzelleşecek, okulumuz güzelleşecek. Ben sizin için ne kadar çalışıyorsam siz de aynı şekilde çalışacaksınız’ dedim. Öğrencilerime de bunu öğretiyorum. Kuralımız yalan söylememek ve verilen sözü yerine getirmek.”10'U KADIN 18 ÖĞRETMEN OKULLARINI BOYADI Diyarbakır'ın Bismil ilçesinde bir köy okulunda görev yapan 10'u kadın 18 öğretmen, okulu el birliğiyle boyayarak güzel bir görünüme Köyü İlkokulu/Ortaokulunda görev yapan 18 öğretmen, 278 öğrencinin eğitim gördüğü okulu boyayıp, bahçesini düzenledi. Öğretmenlerin bu anlamlı çalışması, köy sakinlerinden ve velilerden takdir topladı."BİRLİKTEN BİR GÜÇ DOĞAR" Okul Müdürü Mehmet Zeki Bıçakçı, öğretmenlerin yaptıkları çalışmalardan büyük memnuniyet duyduklarını söyledi. Bıçakçı, 10'u kadın 18 öğretmenin öğrencilere kaliteli eğitim hizmet sunmak için büyük çaba gösterdiğini, hep birlikte okulu güzelleştirebilmek için ellerinden geleni yaptıklarını şunları söyledi "Birlikte okulumuzu güzelleştirmek için elimizden geleni yapıyoruz. Birlikten bir güç doğar. Biz de okulda bir birlik içerisindeyiz. İlçe Milli Eğitim Müdürlüğümüzden aldığımız boyalarla okulumuzu kendimiz boyuyoruz. Her şeyi devletten beklememek lazım. Fedakar öğretmenlerimizle güzel şeyler ortaya çıkarttık. Okulumuzu boyadık, bahçemizi güzelleştirdik. Öğrencilerimize daha iyi bir ortamda eğitim vermek için çabalıyoruz."Ders sonrası eline aldığı fırçayla okulu boyayan Sosyal Bilgiler Öğretmeni Dilan Santalu, öğrencilere iyi ortamda eğitim vermenin önemine öğretmenlere boyamada yardımcı olduklarını vurgulayan Santalu, "Müdürümüz ve öğretmen arkadaşlarımızla öğrencilerimize daha ferah bir ortam sağlamak adına sınıflarımızı boyuyoruz. Bozuk sıra, masa varsa onların tamirini yapıyoruz" dedi."GÜZELLİKLERİ YAPMAYA DEVAM EDECEĞİZ"Öğretmen Selim Aydın ise el birliğiyle okulu güzelleştirmeye çalıştıklarını söyledi. Ders dışı zamanlarda okulun eksiklerini tamamlamaya çalıştıklarını vurgulayan Aydın, şunları söyledi"Elimizden geldiğince birlik ve beraberlik içerisinde bu eğitim ortamını çocuklarımıza uygun hale getirmeye çalışıyoruz. Bir şeyi sevince fedakarlık yapmak istiyor insan. Biz eğitime gönül verdiğimiz için yaptığımız fedakarlıklar gözümüze gelmiyor. Elimizden geldiğince devletimizle bu güzellikleri yapmaya devam edeceğiz." OKULUN BACASINI TÜTTÜREN EĞİTİM MELEĞİ’Bitlis merkeze bağlı İçgeçit Köyü İlkokulunda görevli sınıf öğretmeni Ayşegül Havuz, öğrencilerinin üşümemesi için her sabah sobayı yakıyor. Sabahın erken saatlerinde kalkarak merkeze yaklaşık 20 kilometre uzaklıktaki okuluna her gün servisle giden Havuz, öğrenciler okula gelmeden önce odun kırarak ve kömür taşıyarak yaktığı sobayla sınıfı 2 yıl önce Bitlis'e atanan ve daha önce hiç soba yakmayan Ayşegül Havuz, öğrencilerinin üşümemesi için büyük fedakarlık zaman zaman köylüler de odun kırılması ve kömür taşınması işlerinde yardımcı oluyor."KÖY ÖĞRETMENİYİM, FEDAKAR OLMAMIZ LAZIM" Ayşegül Havuz, geçen yıl eylül ayında köy okuluna atandığını ve burada tek öğretmen olarak görev yaptığını saat okula geldiğini ve ardından çalı, odun ve kömür taşıyarak sobayı yaktığını anlatan Havuz, şöyle devam etti "Sabah öncelikle sınıfı ısıtmaya çalışıyoruz. öğrencilerimiz geliyor. Okulun bacası bütün evler tarafından görülüyor. Eğer duman tütmüyor ise kimse gelmiyor. Duman tütmeye başlayınca öğrenciler teker teker gelmeye başlıyor. Okula olabildiğince erken gelmeye çalışıyorum. Geldiğim gibi sobamı yakıp dumanın tütmesini sağlıyorum ki çocuklar dumanın tüttüğünü görsün ve 'öğretmenimiz geldi ve sınıfımız sıcak' deyip gelsinler."Köy öğretmeninin fedakar olması gerektiğinin altını çizen Ayşegül Havuz, "Gerektiğinde odun da kesiyoruz, kömür de taşıyoruz. Çocuklarımıza en iyi eğitim ortamını hazırlamak için erken gelip işe başlıyoruz" dedi."ÖNCEDEN HİÇ SOBA YAKMADIM" Okulda birleştirilmiş sınıfta 16 öğrencinin bulunduğunu ve burada çalışmalara tempolu şekilde devam ettiklerini dile getiren Havuz, her şeyin gayet güzel olduğunu belirtti."Çocukları sevdim, onlar da beni sevdi. Köylülerle aramız iyi. Bu şekilde devam ediyoruz" diyen Ayşegül Havuz, şöyle konuştu "Önceden hiç soba yakmadım. Geçen yıl burada yakarken çok zorlanmıştım. Hatta yanmıyor diye birkaç tüp bitirmiştik. Sonra alıştım ve artık zor gelmiyor. İlk atamam olduğu için ortama yabancıydım. Ancak köylülerin yardımı, çocukların beni bir abla ve anne gibi kucaklaması ve sevmesiyle bu zorlukları aştım. Ne kadar zorluk yaşasak da yine de geçinmeyi, sevmeyi ve öğretmeyi biliyoruz. Bu da bize yetiyor."ÖNCE VELİLERİ SONRA ÇOCUKLARI ÖĞRENCİ’ YAPTI Aydın'ın Sultanhisar ilçesinde okul öncesi eğitime katılımı arttırmayı hedefleyen öğretmen, kapı kapı dolaşıp önce velilere eğitim verdi ardından parke döşetip velilerle birlikte boyadığı sınıfta sıra dışı ders işleyerek öğrenci sayısını iki katına çıkarmayı yaklaşık 20 kilometre uzaklıkta bulunan 850 rakımlı Demirhan Mahallesi'ndeki ilkokulda okul öncesi öğretmeni olan 27 yaşındaki Hasan Er, sınıfındaki eğitim materyallerinin yetersizliğini ve öğrenci sayısındaki azlığı görünce kolları öncesi eğitim üzerine yaptığı yüksek lisans ve incelediği yurtdışı eğitim modellerinden yola çıkan Er, ilk olarak velilerle görüşerek onlara sınıfta eğitim vermeye belirli günleri çocukları eğitim alma çağına gelmiş velilere okul öncesi eğitimin gerekliliğini ve çocuğa kazandıracakları konusunda eğitimler veren Er, kısa süre içerisinde çocuğunu okula göndermeyen velileri ikna etmeyi başardı. Velilerin de desteğini alan Er, önce sınıfa parke döşetip ardından da mahalleliyle sınıfı fen-duyu, kitap okuma, dramatik oyun ve sanat merkezi gibi 5 ayrı alanın oluşturulduğu sınıfta öğrencileri ilgilerine göre eğiten Er, klasik müziğin çaldığı sınıfta sıkılan öğrencilerine bazen masal okuyor bazen de onlarla dans ediyor. Gün sonunda ise sınıfın temizliğini öğrenciler yapıyor."YÜZDE 100 BAŞARIYA ULAŞMIŞ DURUMDAYIZ"Hasan Er, eğitim sürecini iyileştirmek ve geliştirmek için bazı değişiklikler yapmak gerektiğini belirterek 5 yıl önce göreve başladığını, çocukları okula çekebilmek için farklı bir çalışma yürüttüğünü anlattı."Hayat bir filmse okul öncesi eğitim de bu filmin fragmanıdır" diyerek okul öncesi eğitimin önemini belirten Er, şöyle konuştu "Çocukların hayatlarının önemli noktasında onların gelişimini destekleyecek bir eğitim gerekiyor. Bu da okul öncesi eğitim sayesinde mümkün. Okul öncesinde çocukların davranışlarını geliştirmekle birlikte velilerin de davranışlarını değiştirmek gerekiyor çünkü bizim okulda öğrettiklerimizin evde de aileler tarafından desteklenmesi gerekiyor. Bu yüzden ilk olarak ailelere eğitim vermeye başladık. Daha sonra ilçe genelinde aile eğitimleri verdik. Geçen yıl devam eden 7 öğrencimiz varken bu yıl 14 öğrencimiz oldu. Yani biz yüzde 100 başarıya ulaşmış durumdayız. Gece gündüz demeden sınıfı bu hale getirmeye çalıştık. Burası dağ köyü. Malzemeleri buraya getirmek, sınıfı bu hale getirmek gerçekten hiç kolay olmadı ama tüm bunlara değdi.""ÖĞRENCİLER EVLERİNE GİTMEK İSTEMİYOR" Bir öğrencisinin okula ilk geldiğinde haftalarca konuşmadığını anlatan Er, öğrencinin dansa ilgi duyduğunu keşfettiğini daha sonra onunla dans ederek okula ısınmasını ve konuşmasını sağladığını öğrencilerin mutlu olmasının önemini vurgulayan Er, "Ben onlara bir fazla ne veririm, hep bunu düşündüm. Yarım günlük bir eğitim veriyoruz. Zil çalıyor ama öğrenciler evlerine gitmek istemiyor. Burada kalıp derse devam etmek istiyorlar. Bu da beni çok mutlu ediyor. Evimde nasıl rahat ediyorsam bu sınıfı da o hale dönüştürdüm. Biz ev ortamını okula taşımaya çalıştık" Aysun Kazancıoğlu, Hasan Er kendileriyle konuştuktan sonra kızını okula gönderdiğini, okula gittikten sonra çocuğunun kendisine olan güvenin gözle görülür şekilde arttığını ÖĞRETMEN, HEM DE ANNESiirt’in Eruh ilçesinde köy ilkokulu öğrenci ve öğretmenleri zor şartlar altında eğitim mücadelesi veriyor. Demiremek köyü ilkokulunda öğretmen olan 2 çocuk annesi Çimen Sain, çocukların eğitimi için tüm zorluklara göğüs gelerek, çocukların okuma yazma öğrenmelerini sağlıyor. Sabah erkenden okulun odun sobasını yakıp, eğitim ve öğretime başlayan Çimen Sain, okul dışında evde de kendi çocuklarına en güzel şekilde annelik yapmaya çocuğu ve 12 öğrencisi olan Sain, "2 değil, 14 çocuğum var" diyerek tüm öğrencilerini çocuğu gibi gördüğünü söyledi. Sain, "Burada öğretmenliğin dışında anne oluyorum. Yeri geliyor bir anne, baba, yeri geliyor okulun hizmetlisi, temizlikçisi oluyorum. Öğrencilerimi çok seviyorum. Evde 2 çocuğumu bırakıyorum ama buna rağmen buraya geldiğim zaman dışarıyla bağlantımı kesip öğrencilerime odaklanarak bir günümü nasıl doya doya geçiririm onu düşünüyorum. Kış mevsiminin çok ağır geçtiği bu köyde çocukların üşümemesi için soba yakıyorum. Okulun temizliğini yapıyorum. Gayet memnunum. Öğretmenliği severek yapıyorum. Çocuklara bir şeyler öğretebiliyor isem ne mutlu bana, en büyük hayalim de budur, şimdi o hayali gerçekleştiriyorum” görevli olmadığı için temizliği de kendisi yapan Çimen Sain, yeri geldiğinde odun da kırıyor, soba da yakıyor. Demiremek köyü Siirt şehir merkezine 70 kilometre, Eruh ilçesine de 20 kilometre uzaklıkta yer alıyor.

okul öncesi öğretmenler günü hikayeleri